Kâle vemâ ‘ilmî bimâ kânû ya'melûn(e)
Nuh, şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?"
Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
Şuarâ Suresi'nin 112. ayeti, Nuh (a.s.)'ın kavmine verdiği cevabı aktarırken, peygamberlik görevinin temel unsurlarını ve ilahi bilginin sınırlarını vurgular. Ayet, 'ilim' ve 'amel' kavramları üzerinden sorumluluk, yargı ve tebliğ ilişkisini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dille ifade edilmesi, beyan edilmesi anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, Nuh (a.s.)'ın kavmine karşı sarf ettiği sözü, yani bir cevabı ve açıklamayı belirtir. Bu, sadece bir ses çıkarma değil, aynı zamanda bir anlam ve mesaj taşıyan bir ifade biçimidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kavl (قول) kelimesi, Kur'an'da bazen mecazi olarak bir durumun veya halin ifadesi için de kullanılır. Ancak bu ayette doğrudan Nuh (a.s.)'ın ağzından çıkan sözü, yani 'dedi' fiilini ifade eder. Bu, bir diyalog bağlamında, bir soruya veya duruma verilen yanıtı gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim (علم), bir şeyin hakikatini idrak etmek, onu olduğu gibi bilmek demektir. Bu ayette Nuh (a.s.)'ın 'onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur' demesi, onların iç yüzlerini, niyetlerini ve amellerinin tam karşılığını bilme yetkisinin ve bilgisinin Allah'a ait olduğunu vurgular. Peygamberin görevi zahire göre hükmetmektir, batını bilmek değildir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlim (علم) Kur'an'da genellikle Allah'a atfedilen mutlak ve kuşatıcı bilgi anlamında kullanılırken, insan için sınırlı ve göreceli bir bilgiye işaret eder. Nuh (a.s.)'ın bu ifadesi, peygamberin dahi ilahi bilgiye sahip olmadığını, insanların amellerinin gerçek değerini ancak Allah'ın bilebileceğini gösterir. Bu, ilahi yargının münhasıran Allah'a ait olduğunun bir beyanıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim (علم), bir şeyi şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kavramaktır. Nuh (a.s.)'ın 'bilgim yoktur' demesi, onların amellerinin iç yüzünü, niyetlerini ve ahiretteki karşılıklarını kesin olarak bilmediğini ifade eder. Bu, peygamberin görevinin tebliğ ve uyarı ile sınırlı olduğunu, yargılama ve hesap sorma yetkisinin Allah'a ait olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Amel (عمل), bir irade ve kasıtla yapılan her türlü fiil ve eylemdir. Bu ayette 'yaptıkları' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın kavminin işlediği kötü fiilleri, günahları ve inkârcı davranışları kapsar. Nuh (a.s.)'ın bu amellerin iç yüzünü bilmediğini söylemesi, onların amellerinin gerçek değerini ve karşılığını ancak Allah'ın takdir edeceğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Amel (عمل) kelimesi Kur'an'da genellikle insanın iradi olarak gerçekleştirdiği, iyi veya kötü sonuçları olan eylemleri ifade eder. Ayetteki 'yaptıkları' (يعملون) ifadesi, kavmin sürekli olarak işlediği, alışkanlık haline getirdiği inkâr, şirk ve zulüm gibi fiilleri belirtir. Nuh (a.s.)'ın bu amellerin iç yüzüne dair bilgisinin olmaması, yargı yetkisinin Allah'a ait olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Amel (عمل), bir işi yapmak, icra etmek demektir. Ayetteki 'yaptıkları' (يعملون) ifadesi, kavmin süreklilik arz eden fiillerini, yani peygamberin tebliğine karşı gösterdikleri direnci ve işledikleri günahları ifade eder. Nuh (a.s.)'ın bu amellerin iç yüzünü bilmediğini belirtmesi, peygamberin görevinin sadece tebliğ ve uyarı olduğunu, insanların amellerinin hesabını Allah'ın göreceğini açıklar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.