İn hisâbuhum illâ ‘alâ rabbî(s) lev teş'urûn(e)
"Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!"
"Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
Şuarâ Suresi 113. ayet, Nuh peygamberin kavmine karşı takındığı tavrı ve tebliğ metodunu dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, hesap verme sorumluluğu ve idrak etme fiili üzerinden imanın ve tebliğin temel dinamiklerini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'h-s-b' kökünü 'saymak, ölçmek, yeterli olmak' anlamlarına bağlar. Ayetteki 'hisâbuhum' ifadesi, Allah'ın kullarının amellerini tam olarak bilmesi, onları sayması ve karşılığını vermesi anlamındadır. Nuh (a.s.) burada, insanların amellerinin hesabının sadece Allah'a ait olduğunu, kendisinin bu konuda bir yetkisinin olmadığını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hisâb'ı, 'bir şeyin miktarını bilmek ve ona göre karşılık vermek' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, Nuh (a.s.)'ın muhataplarının amellerinin ve niyetlerinin gerçek değerini ancak Allah'ın bilebileceğini, dolayısıyla onların yargılanmasının kendi yetki alanı dışında olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'hisâb' kavramının, ahiretteki nihai yargılama ve amellerin karşılığının verilmesi anlamında merkezi bir rol oynadığını belirtir. Nuh (a.s.)'ın bu ifadesi, ilahi adaletin ve hesap gününün kaçınılmazlığını, kendi görevinin ise sadece uyarıcılık olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'r-b-b' kökünü 'terbiye etmek, sahip olmak, yönetmek, ıslah etmek' anlamlarıyla açıklar. 'Rabbî' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın Allah'a olan tam teslimiyetini ve O'nun mutlak otoritesini kabulünü gösterir. Ayette, hesap verme yetkisinin sadece bu 'Rab'be ait olduğu vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Rab' kelimesinin 'malik, seyyid, müdebbir, mürebbi' gibi anlamlara geldiğini belirtir. Nuh (a.s.)'ın 'Rabbî' demesi, kendi şahsında ve muhataplarının üzerinde Allah'ın mutlak egemenliğini ve her şeyin O'nun kontrolünde olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve yönetici sıfatlarını kapsayan temel bir isim olduğunu vurgular. Nuh (a.s.)'ın bu kelimeyi kullanması, ilahi otoritenin ve hesap verme yetkisinin sadece Allah'a ait olduğunu, kendisinin bu ilahi düzene tabi olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ş-'-r' kökünü 'bilmek, idrak etmek, hissetmek' anlamlarında kullanır. Ayetteki 'lev teş'urûn' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın muhataplarına, eğer gerçekleri idrak edebilselerdi, amellerin hesabının sadece Allah'a ait olduğunu anlayacaklarını belirtir. Bu, bir tür kınama ve uyarı içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ş-'-r' kelimesinin 'bilmek' ve 'farkında olmak' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'lev teş'urûn', 'eğer bilseydiniz' veya 'eğer idrak etseydiniz' anlamındadır. Nuh (a.s.), kavminin bu temel gerçeği idrak edememesine dikkat çekerek onları düşünmeye sevk eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ş-'-r' kökünün 'duyularla veya akılla algılama, farkına varma' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'teş'urûn' ifadesi, Nuh (a.s.)'ın kavminin, ilahi hesap ve sorumluluk gerçeğini akıllarıyla kavramaktan aciz olduklarını ima eder, onları bu konuda düşünmeye ve uyanmaya davet eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.