Feenceynâhu vemen me'ahu fî-lfulki-lmeşhûn(i)
Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
Şuara Suresi 119. ayet, Nuh tufanı bağlamında, Allah'ın Nuh'u ve beraberindekileri dolu bir gemiyle kurtarmasını anlatır. Ayet, kurtuluş, gemi ve doluluk kavramları üzerinden ilahi kudreti ve merhameti vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Necât (نجاة) kelimesi, bir şeyden kurtulmak, selamet bulmak anlamına gelir. Ayetteki 'encaynâhu' (أنجيناه) fiili, Allah'ın Nuh'u ve yanındakileri tufandan, yani helak olmaktan kurtarmasını ifade eder. Bu, bir tehlikeden uzaklaştırma ve güvenliğe çıkarma eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Bu fiil, 'kurtardık' anlamında kullanılmıştır. Mecazen, bir felaketten veya zor durumdan çıkarıp emniyete ulaştırmak demektir. Ayette, Nuh'un ve inananların ilahi bir müdahale ile boğulmaktan korunması kastedilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kurtuluş (necât) kavramı Kur'an'da genellikle ilahi bir lütuf ve müdahale ile gerçekleşen, dünyevi veya uhrevi bir felaketten korunma durumunu ifade eder. Bu ayette, Nuh'un ve beraberindekilerin ilahi iradeyle fiziksel bir felaketten (tufandan) kurtarılması, Allah'ın seçilmiş kullarına yönelik koruyuculuğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Fülk (فلك) kelimesi hem tekil hem çoğul olarak gemi anlamına gelir. Bu ayette, Nuh'un kavmini boğan tufandan kurtulmak için inşa ettiği büyük gemiyi ifade eder. Kelime, su üzerinde seyreden taşıt anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fülk, su üzerinde yüzen, yük ve insan taşıyan vasıta demektir. Kur'an'da Nuh'un gemisi için özel olarak kullanılmıştır ve ilahi bir mucize eseri olarak kurtuluşun sembolüdür.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Fülk kelimesi, Kur'an'da genellikle 'gemi' anlamında kullanılır ve özellikle Nuh kıssasında kurtuluşun aracı olarak öne çıkar. Ayetteki kullanımı, Allah'ın emriyle inşa edilen ve ilahi koruma altında olan bir taşıtı ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Meşhûn (مشحون), 'doldurulmuş, yüklenmiş' demektir. Ayetteki 'el-fülki'l-meşhûn' ifadesi, geminin Nuh, ailesi, inananlar ve her cinsten birer çift hayvanla tamamen dolu olduğunu belirtir. Bu, geminin kapasitesinin tam olarak kullanıldığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Şahane (شحنه) fiili, bir şeyi doldurmak, yüklemek anlamına gelir. Meşhûn ise ism-i mef'ul olup 'doldurulmuş olan' demektir. Nuh'un gemisinin 'meşhûn' olması, onun sadece insanlarla değil, aynı zamanda Allah'ın emriyle her türden canlıyla da dolu olduğunu vurgular, bu da tufandan sonra hayatın devamlılığını sağlar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Şahn (شحن), bir şeyi tamamen doldurmak, yüklemek ve kapasitesini sonuna kadar kullanmak anlamındadır. Ayetteki 'el-meşhûn' ifadesi, geminin boş olmadığını, aksine kurtarılması gereken canlılarla ve eşyalarla dolu olduğunu belirtir. Bu, ilahi planın eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.