Śumme aġraknâ ba'du-lbâkîn(e)
Sonra da geride kalanları suda boğduk.
Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
Şuarâ Suresi 120. ayet, Nuh kavminin helak edilişini anlatan bir devam niteliğindedir. Ayet, 'boğma' ve 'geride kalanlar' kavramları üzerinden ilahi cezanın kesinliğini ve kapsamını vurgulamaktadır. Dilbilimsel olarak fiil ve ismin semantik derinliği, olayın şiddetini ve sonuçlarını açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğ-r-q kökü, suya batmak, suyun içine dalmak ve suyun bir şeyi tamamen kaplaması anlamlarına gelir. Bu ayetteki 'ağraknâ' (أَغْرَقْنَا) fiili, Allah'ın Nuh kavminden geriye kalanları tamamen suyun altında bırakarak helak etmesini ifade eder. Fiilin if'al babından gelmesi, eylemin failinin (Allah) başkalarını (geride kalanları) boğma fiilini gerçekleştirdiğini gösterir ve bu, ilahi bir ceza olarak tam bir yok oluşu simgeler.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ağraknâ' fiilini, 'suda boğduk' şeklinde açıklar. Bu ifade, mecazi bir anlamdan ziyade, Nuh kavminin tufanla fiziksel olarak yok edilişini, suyun onları tamamen kuşatıp hayatlarına son vermesini anlatır. Ayetteki kullanımı, ilahi kudretin bir tecellisi olarak, inkarcıların kaçınılmaz sonunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki helak kavramlarını incelerken, 'ğ-r-q' kökünden türeyen fiillerin genellikle ilahi gazabın ve cezanın bir göstergesi olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'ağraknâ' fiili, Allah'ın emrine karşı gelenlerin, ilahi bir müdahale ile tamamen ortadan kaldırılmasını ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir yok oluş değil, aynı zamanda ahlaki ve dini bir yargının sonucudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-bâkîn' kelimesini, 'geride kalanlar, artakalanlar' olarak açıklar. Bu ayetteki bağlamda, Nuh'un gemisine binmeyen ve tufandan önce yeryüzünde kalmış olan inkarcı kavmi ifade eder. Bu kelime, kurtulanların aksine, helak edilmek üzere geride bırakılanları belirtir ve ilahi adaletin tecellisini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): B-q-y kökü, bir şeyin kalması, devam etmesi veya geriye kalması anlamlarına gelir. 'el-bâkîn' (الباقين) kelimesi, 'kalanlar, geridekiler' demektir. Ayetteki kullanımı, Nuh ve ona iman edenlerin kurtulmasından sonra, yeryüzünde kalmaya devam eden, ancak iman etmeyen ve helak edilmeyi hak eden topluluğu işaret eder. Bu, ilahi seçimin ve cezanın bir sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'bâkî' kelimesinin Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, genellikle bir şeyin sona ermesinden sonra geriye kalan kısmı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'el-bâkîn', Nuh'un tebliğine karşı çıkan ve tufanla helak edilmeyi hak eden, kurtulanlardan arta kalan topluluğu ifade eder. Kelimenin bu kullanımı, ilahi yargının kapsamını ve kurtuluşun sadece iman edenlere mahsus olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.