Ve-inne rabbeke lehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şuarâ Suresi'nin 122. ayeti, Allah'ın temel sıfatlarından ikisini, 'el-Azîz' ve 'er-Rahîm'i vurgulayarak O'nun kudretini ve merhametini beyan etmektedir. Bu ayet, peygamberlerin tebliğlerinin ardından gelen ilahi desteği ve müminlere yönelik lütfu ifade ederken, inkarcılara karşı da Allah'ın üstün gücünü hatırlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamındadır. Allah için kullanıldığında, yaratma, rızık verme, terbiye etme ve hükmetme gibi tüm ilahi sıfatları kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Hz. Muhammed'e hitaben, Allah'ın ona ve ümmetine olan özel ilgisini ve koruyuculuğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mutasarrıf anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeyin sahibi, yöneticisi ve terbiye edicisi olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, peygamberin tebliğindeki zorluklara rağmen Allah'ın ona olan desteğini ve her şeyin nihai sahibinin O olduğunu belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): el-Azîz, 'el-Ğalîb' (üstün gelen, galip) ve 'el-Menî'' (ulaşılmaz, sağlam) anlamlarına gelir. Allah'ın Azîz olması, O'nun hiçbir şekilde mağlup edilemeyeceğini, kudretinin sınırsız olduğunu ve her şeye hükmettiğini gösterir. Bu ayette, peygamberin tebliğine karşı çıkanlara rağmen Allah'ın üstün gücünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz kelimesi, 'izzet' kökünden gelir ve galip gelmek, güçlü olmak, nadir bulunmak gibi anlamları içerir. Allah'ın Azîz olması, O'nun kudretinin mutlak olduğunu, hiçbir şeyin O'na karşı gelemeyeceğini ve O'nun iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu ifade eder. Ayette, peygamberlerin karşılaştığı zorluklara rağmen Allah'ın nihai gücünü ve zaferini müjdeler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzz (izzet) kavramı, Kur'an'da genellikle 'güç, kudret, şeref ve yenilmezlik' anlamlarında kullanılır. Allah'ın 'el-Azîz' olması, O'nun mutlak ve sınırsız gücünü, hiçbir varlığın O'na üstün gelemeyeceğini ve O'nun iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu gösterir. Bu ayette, Allah'ın peygamberlerine verdiği desteğin ve vaatlerinin arkasındaki ilahi gücü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): er-Rahîm, 'er-Rahmân' ile birlikte Allah'ın merhametini ifade eden bir sıfattır. Rahîm, özellikle müminlere yönelik sürekli ve özel merhameti ifade eder. Ayette, Allah'ın kudretinin yanı sıra, kullarına karşı olan şefkatini ve lütfunu vurgulayarak, O'nun hem güçlü hem de bağışlayıcı olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet kelimesi, acımak, şefkat göstermek ve iyilikte bulunmak anlamlarına gelir. er-Rahîm, Allah'ın merhametinin sürekli ve kalıcı olduğunu, özellikle müminlere yönelik olduğunu ifade eder. Bu ayette, Allah'ın Azîz sıfatıyla birlikte zikredilmesi, O'nun kudretinin merhametle tecelli ettiğini ve müminlere karşı lütfunun devamlı olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rahîm sıfatı, Allah'ın merhametinin fiiliyata dökülmüş halini ve bu merhametin özellikle ahirette müminlere yönelik tecellisini ifade eder. Ayetteki 'er-Rahîm' ifadesi, Allah'ın Azîz sıfatıyla birlikte anılarak, O'nun mutlak gücünün, kullarına karşı olan engin şefkat ve lütfuyla birleştiğini, bu durumun müminler için bir teselli ve müjde olduğunu belirtir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.