Fettekû(A)llâhe veatî'ûn(i)
"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
"Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Şuarâ Suresi'nin 126. ayetinde Hud peygamberin kavmine yaptığı çağrı, 'takva' ve 'itaat' kavramları etrafında şekillenmektedir. Bu ayet, Allah'a karşı sorumluluk bilinci ve peygamberin rehberliğine uyma gerekliliğini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): V-k-y kökünden türeyen 'takva', bir şeyi zararlı şeylerden korumak anlamına gelir. Ayetteki 'ittakullâh' ifadesi, Allah'ın azabından korunmak için O'nun emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle bir tür korunma halini ifade eder. Bu, sadece korkmak değil, aynı zamanda bir bilinç ve eylem halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'takva' kavramını Kur'an'ın temel ahlaki kavramlarından biri olarak ele alır. Ona göre takva, Allah'a karşı duyulan derin saygı ve sorumluluk bilincidir. Bu ayetteki kullanımı, Hud'un kavmini Allah'ın gazabından sakınmaya ve O'nun koyduğu sınırlara riayet etmeye çağırmasıdır; bu, sadece bir korku değil, aynı zamanda bir 'Allah bilinci'dir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ittakullâh' ifadesini 'Allah'ın azabından sakının' veya 'Allah'ın emirlerine uyun' şeklinde yorumlar. Ayetteki bağlamda, Hud'un kavmini, yaptıkları yanlışlardan dolayı gelebilecek ilahi cezadan korunmaya davet ettiğini belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): 'Allah' ismi, 'el-İlâh' kelimesinden türemiş olup, ibadet edilen, tapınılan anlamına gelir. Bu isim, tüm ilahi sıfatları kendinde toplayan, eşi ve benzeri olmayan Yüce Yaratıcı'nın özel ismidir. Ayetteki kullanımı, Hud'un kavmini, kendilerine nimetler veren ve azap etme gücüne sahip olan tek gerçek ilaha yönelmeye çağırmasıdır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'Allah' isminin, zat-ı ilahiyeye mahsus bir isim olduğunu ve diğer isimlerin bu isme nispet edildiğini belirtir. Bu ayette, Hud'un kavmine hitaben, kendilerinden sakınmaları istenen ve itaat edilmesi gereken yegâne varlığın 'Allah' olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): T-v-'- kökünden türeyen 'itaat', isteyerek boyun eğmek, emre uymak anlamına gelir. Ayetteki 'etî'ûn' (bana itaat edin) ifadesi, Hud peygamberin, Allah'ın elçisi olarak getirdiği mesajlara ve gösterdiği yola kayıtsız şartsız uyulması gerektiğini vurgular. Bu, sadece bir emir değil, aynı zamanda bir teslimiyet ve güven ilişkisidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'itaat'in, emredilen şeyi gönüllü olarak yerine getirmek olduğunu belirtir. Hud'un kavmine 'bana itaat edin' demesi, onun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olması hasebiyle, onun sözlerinin Allah'ın emri hükmünde olduğunu ve bu emirlere uymanın kurtuluş için şart olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'itaat' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'a ve Resul'e yönelik kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'bana itaat edin' ifadesi, peygamberin tebliğ ettiği ilahi mesajın kabul edilip hayata geçirilmesi gerektiğini, bunun da Allah'a itaatin bir parçası olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.