Vettekû-lleżî emeddekum bimâ ta'lemûn(e)
(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."
"O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
Bu ayet, Hud peygamberin kavmine yaptığı uyarıyı içermekte olup, Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetleri hatırlatarak O'ndan sakınmalarını ve kendisine itaat etmelerini emretmektedir. Anahtar kavramlar, Allah'ın lütfunu ve bu lütfa karşı takınılması gereken tavrı vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takvâ kelimesi, bir şeyi korumak ve muhafaza etmekten gelir. Allah'tan takvâ ise, kişinin kendisini Allah'ın azabından, O'na isyan etmekten ve günahlardan korumasıdır. Ayetteki 'İttakû' emri, Hud'un kavmine Allah'ın nimetlerine nankörlük etmemeleri ve O'nun emirlerine uymaları gerektiği uyarısıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Takvâ, Allah'ın azabından korkmak ve O'na itaat etmek suretiyle korunmaktır. Burada 'Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının' ifadesi, Allah'ın kudretini ve nimetlerini idrak ederek O'na karşı gelmekten çekinmeyi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takvâ, Kur'an'da merkezi bir kavram olup, Allah'a karşı duyulan derin saygı, korku ve sorumluluk bilincini ifade eder. Bu ayette, Hud'un kavmine, Allah'ın kendilerine bahşettiği nimetlerin farkında olarak O'na karşı gelmekten sakınmaları gerektiği vurgulanır; bu, sadece bir korku değil, aynı zamanda bir şükran ve itaat eylemidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Medd kelimesi, bir şeyi uzatmak, artırmak ve desteklemek anlamına gelir. 'Emeddekum' ifadesi, Allah'ın kavme nimetleri bolca ve sürekli olarak verdiğini, onları desteklediğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın onlara davarlar, oğullar, bahçeler ve akarsular gibi maddi nimetleri bahşetmesi kastedilmektedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Medd, bir şeyi artırmak ve çoğaltmaktır. 'Emeddekum' fiili, Allah'ın kullarına lütuf ve ihsanlarını kesintisiz bir şekilde ulaştırmasını ifade eder. Hud'un kavmine hitaben, Allah'ın onlara hayatlarını sürdürmeleri için gerekli olan her şeyi cömertçe verdiğini hatırlatmaktadır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Medd kökü, Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına yardımını, desteğini ve nimetlerini artırmasını ifade eder. Bu ayette, Allah'ın kavme bildikleri ve faydalandıkları tüm nimetleri (davarlar, oğullar, bahçeler, akarsular) bahşettiği vurgulanarak, bu nimetlerin kaynağının Allah olduğu ve dolayısıyla O'na şükredilmesi gerektiği mesajı verilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İlm, bir şeyi olduğu gibi idrak etmektir. 'Bima ta'lemûn' ifadesi, Hud'un kavminin zaten bildiği, gözlemlediği ve faydalandığı nimetleri kasteder. Bu, Allah'ın varlığının ve kudretinin delillerinin açıkça ortada olduğunu ve kavmin bunları görmezden gelemeyeceğini vurgular.
Ebû'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlm, bir şeyin hakikatini kavramaktır. Ayetteki 'bima ta'lemûn' ifadesi, Allah'ın onlara verdiği nimetlerin (davarlar, oğullar, bahçeler, akarsular) onların günlük hayatlarında açıkça görülen ve bilinen şeyler olduğunu belirtir. Bu, Allah'ın lütfunun inkar edilemez bir gerçek olduğunu ortaya koyar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlm, Kur'an'da sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda bu bilginin getirdiği sorumluluğu da ifade eder. 'Bima ta'lemûn' ifadesiyle, Hud, kavminin Allah'ın nimetlerini bilmelerine rağmen nankörlük etmelerinin çelişkisini ortaya koyar. Onlar bu nimetlerin farkındadırlar, dolayısıyla bu nimetleri verene karşı sorumlulukları da vardır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.