Elleżîne yufsidûne fî-l-ardi velâ yuslihûn(e)
(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."
"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
Şuarâ Suresi'nin 152. ayeti, yeryüzünde bozgunculuk yapan ve ıslah etmeyenlerin eylemlerini kınayarak, bu eylemlerin dilbilimsel kökenlerini 'fesad' ve 'ıslah' kavramları üzerinden derinlemesine incelemektedir. Ayet, bu iki zıt kavramın Kur'an'daki semantik alanını ve ahlaki boyutunu vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fesad (فساد), bir şeyin itidalden çıkmasıdır. Bu, az veya çok, cüz'î veya küllî olabilir. 'Yeryüzünde fesat çıkarmak' (الإفساد في الأرض) ifadesi, Allah'ın koyduğu düzeni bozmak, hak ve adaletten sapmak, zulüm ve haksızlık yapmak anlamında kullanılır. Ayetteki 'yüfsidûne' fiili, bu bozgunculuk eyleminin sürekliliğini ve alışkanlık haline geldiğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fesad (فساد), 'salâh'ın (صلح) zıddıdır. Yeryüzünde fesat çıkarmak, orada yaşayanların düzenini bozacak, onlara zarar verecek işler yapmak demektir. Bu ayetteki kullanımı, Salih (a.s.)'ın kavminin, Allah'ın emirlerine karşı gelerek ve insanlara zulmederek yeryüzünde bozgunculuk yapmalarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'fesad' kavramı, genellikle 'salâh'ın karşıtı olarak, kozmik ve sosyal düzenin bozulmasını ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir bozulma değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir çürümeyi de içerir. 'Yüfsidûne' fiili, bu bozulmanın aktif bir şekilde gerçekleştirildiğini ve toplumsal bir yıkıma yol açtığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Arz (أرض), üzerinde yaşadığımız yeryüzüdür. Kur'an'da hem genel anlamda gezegenimiz için hem de belirli bir bölge veya ülke için kullanılır. Bu ayetteki 'el-arz' ifadesi, Salih (a.s.)'ın kavminin yaşadığı ve bozgunculuk yaptığı belirli bir coğrafi alanı ve genel olarak tüm yeryüzünü kapsar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Arz (أرض), semanın (gök) zıddıdır ve üzerinde canlıların yaşadığı, bitkilerin bittiği yerdir. Kur'an'da 'yeryüzünde fesat çıkarmak' tabiri, sadece fiziksel bir tahribatı değil, aynı zamanda toplumsal düzeni, adaleti ve ahlaki değerleri bozmayı da içerir. Bu, yeryüzünün Allah tarafından insanlara emanet edildiği ve onun düzeninin korunması gerektiği fikrini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Salâh (صلاح), fesadın (فساد) zıddıdır. Bir şeyin itidal üzere olması, düzgün ve iyi durumda bulunması demektir. 'Yuslihûne' fiili, bozulanı düzeltmek, iyiliği yaymak, adaleti tesis etmek ve barışı sağlamak anlamlarını içerir. Ayetteki olumsuz kullanımı ('lâ yuslihûne'), bu kavmin ıslah etme eyleminden uzak durduğunu, aksine bozgunculuğu tercih ettiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Salâh (صلاح), bir şeyin doğru ve uygun hale gelmesidir. 'Yuslihûne' fiili, yeryüzünde düzeni sağlamak, hak ve adaleti gözetmek, insanlar arasında barışı tesis etmek anlamında kullanılır. Ayetteki bağlamda, Salih (a.s.)'ın kavminin, yeryüzündeki fesadı gidermek yerine onu sürdürdükleri ve ıslah edici bir rol üstlenmedikleri vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'ıslah' kavramı, sadece bireysel bir iyileşmeyi değil, aynı zamanda toplumsal bir düzenlemeyi ve adaleti de ifade eder. 'Yuslihûne' fiili, aktif olarak iyilik yapma, bozulanı onarma ve toplumsal uyumu sağlama çabasını gösterir. Ayetteki olumsuzluk, bu çabanın yokluğunu ve dolayısıyla bozgunculuğun devamını işaret eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.