Fe'akarûhâ feasbehû nâdimîn(e)
Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.
Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
Şuarâ Suresi 157. ayet, Semûd kavminin Hz. Salih'in mucizesi olan deveyi öldürmesi ve ardından yaşadıkları pişmanlığı anlatmaktadır. Ayet, 'akr (deveyi kesmek/öldürmek) ve nedm (pişman olmak) fiilleri üzerinden bu olayın hem fiziksel eylemini hem de psikolojik sonucunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'akr kelimesinin hayvanın ayaklarını kesmek suretiyle onu yere sermek ve öldürmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'akr, Semûd kavminin deveyi tamamen etkisiz hale getirerek öldürme eylemini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'akr'ın asıl anlamının bir şeyin kökünü kesmek veya bir hayvanın ayaklarını keserek onu yere sermek olduğunu açıklar. Bu ayetteki kullanımı, deveyi öldürmek suretiyle helak etme eylemini vurgular ve Semûd kavminin bu fiiliyle Allah'ın emrine karşı gelmesini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'akr kelimesinin mecazi olarak bir şeyi tamamen yok etmek, kökünü kazımak anlamında da kullanılabileceğini ima eder. Ayetteki 'akr, sadece fiziksel bir öldürme eylemi değil, aynı zamanda Allah'ın ayetine karşı gelmenin ve helakın başlangıcının bir sembolüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'asbaha' fiilinin 'sâra' (oldu, dönüştü) anlamında kullanıldığını ve bir durumdan başka bir duruma geçişi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'fâ-asbehû', deveyi kestikten sonraki anlık bir dönüşümü, yani pişmanlık haline gelmelerini anlatır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'asbaha' fiilinin sadece sabah vaktine özgü olmadığını, aynı zamanda 'bir duruma girmek' veya 'bir hale gelmek' anlamında da kullanıldığını açıklar. Bu ayette, deveyi kesme eyleminin hemen ardından pişmanlık durumuna geçişlerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nedm' kelimesinin, yapılan bir işten dolayı duyulan üzüntü ve keşke yapmasaydım hissi olduğunu belirtir. Ayetteki 'nâdimîn', Semûd kavminin deveyi öldürme eyleminin ardından yaşadıkları vicdan azabını ve bu eylemin kötü sonuçlarını fark etmelerini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nedm'in, bir fiilin sonucunun kötü olduğunu anladıktan sonra duyulan keder ve üzüntü olduğunu açıklar. Ayetteki 'nâdimîn', Semûd kavminin işledikleri suçun ve Allah'ın azabının yaklaşmakta olduğunun farkına varmalarıyla ortaya çıkan pişmanlık halini tasvir eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nedm' kavramının sadece bireysel bir üzüntüden ziyade, ilahi emirlere karşı gelmenin ve bunun sonucunda ortaya çıkan ahlaki ve dini bir pişmanlığı ifade ettiğini belirtir. Semûd kavminin pişmanlığı, Allah'ın ayetini inkâr etmelerinin ve peygamberlerine karşı gelmelerinin bir sonucudur.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.