Ve-inne rabbeke lehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Şuara Suresi 159. ayet, Allah'ın 'Azîz' ve 'Rahîm' isimleri üzerinden O'nun kudretini ve merhametini vurgulamaktadır. Ayet, peygamberlerin tebliğlerine karşı çıkan kavimlerin akıbeti bağlamında, Allah'ın hem cezalandırıcı gücüne hem de kullarına karşı olan engin şefkatine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, yaratma, sahip olma, yönetme ve terbiye etme gibi tüm bu anlamları kapsar. Ayetteki 'Rabbin' ifadesi, Allah'ın Hz. Salih'in kavmine karşı olan mutlak otoritesini ve onları terbiye edici gücünü vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu'ya göre 'Rabb' kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini, yaratıcılığını ve besleyiciliğini ifade eden merkezi bir kavramdır. Ayetteki kullanımı, Allah'ın sadece yaratıcı değil, aynı zamanda kullarının işlerini idare eden, onları koruyan ve onlara hükmeden yüce varlık olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Azîz, 'galip gelen, yenilmeyen, kendisine ulaşılamayan' demektir. Ayetteki 'el-Azîz' ifadesi, Allah'ın, kavimlerin isyanına rağmen mutlak gücünü ve iradesini gerçekleştireceğini, kimsenin O'na karşı gelemeyeceğini ve O'nu aciz bırakamayacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz, 'nadiren bulunan, zor elde edilen, güçlü ve galip' anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun eşsiz kudretini, yüceliğini ve hiçbir varlığın O'na denk olamayacağını ifade eder. Ayette, peygamberlerin tebliğine karşı çıkanlara karşı Allah'ın gücünün ve intikamının kaçınılmaz olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Azîz, 'kudret ve galebe sahibi, kendisine erişilemeyen ve benzeri bulunmayan' demektir. Ayetteki 'el-Azîz' ismi, Allah'ın, isyankar kavimleri cezalandırma gücüne sahip olduğunu ve bu gücün hiçbir şekilde kısıtlanamayacağını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm, 'çok merhamet eden, merhameti sürekli olan' demektir. Ayetteki 'er-Rahîm' ifadesi, Allah'ın, kavimlerin isyanına rağmen onlara hemen azap etmeyip, peygamberler göndererek defalarca uyarmasının O'nun engin merhametinin bir göstergesi olduğunu belirtir. Azîz ismiyle birlikte kullanılması, O'nun kudretinin merhametle birlikte tecelli ettiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahmet, 'kalpteki incelik ve şefkat' anlamına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun kullarına yönelik lütuf ve ihsanını ifade eder. Rahîm ismi, Allah'ın bu lütuf ve ihsanının sürekli ve geniş kapsamlı olduğunu gösterir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın azabının bile bir merhamet eseri olabileceği veya azap öncesi uyarıların merhametinden kaynaklandığı anlaşılır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rahmet' kavramının Kur'an'da Allah'ın temel niteliklerinden biri olduğunu ve O'nun yaratma, rızık verme ve bağışlama gibi fiillerinde tecelli ettiğini belirtir. 'Rahîm' ismi, bu merhametin sürekli ve aktif bir şekilde var olduğunu vurgular. Ayette, 'Azîz' ile birlikte anılması, Allah'ın kudretinin bile merhametle dengelendiğini, yani O'nun gücünü keyfi değil, hikmet ve merhametle kullandığını ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.