Kâlû le-in lem tentehi yâ lûtu letekûnenne mine-lmuḣracîn(e)
Dediler ki: "Ey Lut! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!"
Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
Şuara Suresi 167. ayet, Lut kavminin Hz. Lut'a yönelik tehdidini dile getirmektedir. Ayet, 'son vermek', 'olmak' ve 'kovulmak' gibi temel kavramlar üzerinden, bir uyarı ve reddedişin dilbilimsel ve semantik derinliğini gözler önüne sermektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nehye' kelimesinin bir şeyi yapmaktan alıkoymak, son vermek ve yasaklamak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lem tentehi' ifadesi, Hz. Lut'un kavmini uyardığı eylemlerden vazgeçmemesi durumunda karşılaşacağı tehdidi vurgular. Yani, 'bu sözlerinden/uyarılarından vazgeçmezsen' anlamındadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nehye' fiilinin 'bir şeye son vermek' veya 'bir şeyi bırakmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, kavmin Hz. Lut'tan kendilerini uyardığı ve kınadığı şeylerden vazgeçmesini talep ettiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nehye' kökünün Kur'an'daki kullanımının genellikle bir yasağı, bir sınırı veya bir eyleme son vermeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, Lut kavminin Hz. Lut'a yönelik 'eğer bu tutumundan vazgeçmezsen' şeklindeki tehdidini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kevn' kelimesinin 'var olmak', 'meydana gelmek' ve 'bir halden başka bir hale geçmek' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'le-tekûnenne' ifadesi, tehdidin kesinliğini ve Hz. Lut'un vazgeçmemesi durumunda 'kovulmuşlardan olma' halinin kaçınılmazlığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kevn'in genel olarak 'vücud bulmak', 'oluşmak' manasına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Hz. Lut'un tehdit edilen akıbetinin kesinlikle gerçekleşeceğini, yani 'kovulmuşlardan olacağını' ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kâne' fiilinin Kur'an'da genellikle bir durumun sürekliliğini veya bir olayın gerçekleşmesini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'le-tekûnenne'deki te'kid (pekiştirme) nunu ile birlikte, kovulma durumunun kesin ve kaçınılmaz bir sonuç olacağını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ihrâc' fiilinin 'birini bir yerden çıkarmak' veya 'sürgün etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-muhracîn' ifadesi, Hz. Lut'un kavmi tarafından yaşadığı yerden zorla çıkarılma tehdidini açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hurûc'un 'bir şeyin bulunduğu yerden ayrılması' olduğunu ve 'ihrâc'ın da 'birini zorla çıkarmak' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki 'el-muhracîn' kelimesi, Hz. Lut'un kavmi tarafından kendi yurtlarından dışarı atılma, sürgün edilme tehdidini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ihrâc'ın 'birini bulunduğu yerden zorla uzaklaştırmak' anlamında kullanıldığını açıklar. 'el-muhracîn' ise bu eyleme maruz kalanları, yani 'kovulanları' ifade eder. Ayette, Lut kavminin Hz. Lut'u tehdit ettiği bu zorla çıkarma eyleminin sonucunu belirtir.
Şu'arâ Sûresi
“Kâlû le-in lem tentehi yâ lûtu letekûnenne mine-lmuhracîn(e)” Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!” (26/167)