Kâle innî li'amelikum mine-lkâlîn(e)
Lut, şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım."
Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
Şuara Suresi 168. ayet, Hz. Lut'un kavminin ahlaksız eylemlerine karşı duyduğu derin nefreti ve bu eylemlerden uzak durma arzusunu ifade eder. Ayet, 'amel' kavramının olumsuz bir bağlamda kullanılması ve 'kalîn' kelimesinin şiddetli bir nefret ve tiksinti anlamı taşımasıyla dikkat çeker.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'amel' kelimesini 'kasıtlı olarak yapılan iş' olarak tanımlar ve genellikle 'fiil'den daha özel bir anlam taşıdığını belirtir. Ayetteki 'ameliküm' ifadesi, Lut kavminin bilinçli ve sürekli olarak işlediği ahlaksız fiilleri, özellikle de homoseksüel eylemleri ifade eder. Bu, sadece bir kerelik bir fiil değil, bir yaşam biçimi haline gelmiş bir eylemler bütünüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'amel'in 'kasıtlı ve iradeli olarak yapılan iş' olduğunu vurgular. Ayetteki 'ameliküm' ifadesi, Lut kavminin iradeleriyle seçip sürdürdükleri, ahlaki normlara aykırı davranışlarını kapsar. Bu bağlamda 'amel', sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda bu eylemlerin ardındaki kötü niyeti ve ahlaki yozlaşmayı da içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'amel' kavramının genellikle 'iyi amel' (amel-i salih) ve 'kötü amel' olmak üzere iki ana kategoriye ayrıldığını belirtir. Bu ayetteki 'ameliküm' ise açıkça 'kötü amel' kategorisine girer ve Lut kavminin Allah'ın emirlerine aykırı, ahlaksız ve sapkın eylemlerini ifade eder. Bu eylemler, toplumun temel ahlaki yapısını bozan fiillerdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kalâ' fiilinin 'buğz etmek, nefret etmek' anlamına geldiğini belirtir. 'Kâlîn' ise bu nefreti duyan kişidir. Ayetteki 'minel-kâlîn' ifadesi, Hz. Lut'un kavminin işlediği fiillere karşı duyduğu derin ve şiddetli tiksintiyi, bu fiilleri asla tasvip etmediğini ve onlardan uzak durduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kalâ' kelimesinin 'şiddetli nefret' anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'minel-kâlîn' ifadesi, Hz. Lut'un kavminin eylemlerine karşı sadece hoşnutsuzluk değil, aynı zamanda derin bir iğrenme ve reddediş hissettiğini gösterir. Bu, mecazi olarak, bu eylemlerden tamamen uzak durma ve onları kınama halidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kalâ' kelimesinin 'şiddetli buğz ve nefret' anlamına geldiğini ve genellikle bir şeyi çirkin ve kötü bulmaktan kaynaklandığını ifade eder. Ayetteki 'el-kâlîn' ifadesi, Hz. Lut'un kavminin ahlaksız fiillerini o kadar çirkin ve iğrenç bulduğunu ki, onlara karşı derin bir nefret beslediğini ve bu fiillerden tamamen uzak durduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kalâ' kökünün Kur'an'da genellikle 'nefret etmek, buğz etmek, terk etmek' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Kâlîn' ise bu nefreti taşıyan ve bu yüzden o eylemlerden uzak duran kişidir. Ayetteki bağlamda, Hz. Lut'un kavminin sapkın eylemlerine karşı duyduğu ahlaki ve dini reddedişi, bu eylemleri tamamen terk etme arzusunu ve onlardan tiksintisini ifade eder.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle innî li’amelikum mine-lkâlîn(e)” Lût, şöyle dedi: “Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım.” (26/168)
رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ {الشعراء/169}
“Rabbi neccinî veehlî mimmâ ya’melûn(e)”