Fettekû(A)llâhe veatî'ûn(i)
Artık, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Şuara Suresi 179. ayet, peygamber Şuayb'ın kavmine yaptığı çağrıyı içermekte olup, Allah'a karşı sorumluluk bilinci ve peygambere itaatin önemini vurgulamaktadır. Ayet, takva ve itaat kavramları üzerinden ilahi emirlere uymanın gerekliliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): V-k-y kökü, bir şeyi zarardan korumak anlamına gelir. Takva ise, nefsi korkulan şeyden korumaktır. Şeriatta ise, nefsi günahlardan korumak suretiyle Allah'tan sakınmaktır. Ayetteki 'fettekû' emri, kavmin Allah'ın azabından ve gazabından sakınmasını, O'nun emirlerine riayet etmesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Takva, Allah'ın emrettiklerini yapmak ve yasakladıklarından kaçınmak suretiyle O'nun azabından korunmaktır. Burada Şuayb (a.s.), kavmini Allah'ın kendilerine göndereceği azaptan sakınmaya çağırmaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Takva, Kur'an'da merkezi bir kavram olup, Allah'a karşı duyulan derin saygı, korku ve sorumluluk bilincini ifade eder. Bu, sadece bir korku değil, aynı zamanda Allah'ın emirlerine uyarak O'nun rızasını kazanma çabasıdır. Ayetteki kullanımı, kavmin Allah'ın elçisine karşı gelmekle O'nun gazabına uğrama riskine dikkat çekmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah ismi, 'el-İlah' kelimesinden türemiş olup, ibadet edilen, hayranlık duyulan ve kendisine yönelinen tek varlığı ifade eder. Bu isim, tüm ilahi sıfatları kendinde toplayan yüce zatın özel ismidir. Ayette 'Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?' ifadesi, bu yüce varlığın emirlerine itaatin gerekliliğini vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah ismi, zat-ı vacibü'l-vücud'un özel ismidir. O, tüm kemal sıfatlarını kendinde toplayan ve noksan sıfatlardan münezzeh olan tek varlıktır. Ayetteki kullanımı, Şuayb'ın kavmini, kendilerini yaratan ve rızıklandıran bu yüce varlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Allah' kavramı, mutlak ve aşkın bir Tanrı anlayışını temsil eder. O, evrenin yaratıcısı, yöneticisi ve tek hüküm sahibidir. Ayetteki 'Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?' ifadesi, bu mutlak otoriteye karşı gelmenin sonuçlarına dikkat çekmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): T-v-'- kökü, isteyerek ve gönüllü olarak boyun eğmek, emre uymak anlamına gelir. 'Etî'ûnî' ifadesi, peygamberin tebliğ ettiği ilahi emirlere kayıtsız şartsız uymayı gerektirir. Burada Şuayb (a.s.), Allah'ın elçisi olarak kendisine itaatin, aslında Allah'a itaat olduğunu vurgulamaktadır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İtaat, emredilen şeyi yerine getirmek ve yasaklanandan kaçınmaktır. Peygamberlere itaat, Allah'a itaatin bir göstergesidir. Ayetteki 've etî'ûnî' emri, Şuayb'ın kavminden, onun getirdiği ilahi mesajlara uymalarını ve onun rehberliğini kabul etmelerini istemesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İtaat kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'a ve O'nun elçisine karşı gösterilen teslimiyet ve uyumu ifade eder. Bu, sadece dışsal bir uyum değil, aynı zamanda kalben bir kabulü de içerir. Şuayb'ın kavmine yönelik bu çağrısı, onların hem Allah'a hem de O'nun elçisi olarak kendisine tam bir teslimiyet göstermelerini talep etmektedir.
Şu'arâ Sûresi
“Fettekû(A)llâhe veatî’ûn(i)” Artık, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. (26/179)
108. âyet açıklamasına bakınız.
وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَى رَبِّ الْعَالَمِينَ {الشعراء/180}
“Vemâ es-elukum ‘aleyhi min ecr(in) in ecriye illâ ‘alâ rabbi-l’âlemîn(e)”