Evfû-lkeyle velâ tekûnû mine-lmuḣsirîn(e)
"Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."
"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
Şuara Suresi 181. ayet, ticari ahlak ve adaletin temel prensiplerini vurgulamaktadır. Ayet, ölçü ve tartıda dürüstlüğü emrederek, toplumda hakkaniyetin sağlanmasının önemini dilbilimsel olarak 'evfâ' ve 'muhsirîn' gibi kavramlar üzerinden ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vefâ' kökünü 'bir şeyi tam olarak yerine getirmek, eksiksiz kılmak' olarak açıklar. Ayetteki 'evfû' emri, ölçü ve tartıda hiçbir eksiltme yapmadan, hakkını tam olarak vermeyi ifade eder. Bu, sadece niceliksel değil, aynı zamanda niteliksel bir tamlığı da içerir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'evfû' fiilini mecazi olarak 'adaleti yerine getirin' anlamında kullanır. Ona göre, ölçüyü tam yapmak, sadece ticari bir eylem değil, aynı zamanda toplumsal adaletin bir göstergesidir. Ayetteki kullanımı, müminlerden ticari ilişkilerinde dürüst ve adil olmalarını talep eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'vefâ' kökünün Kur'an'daki kullanımının, verilen sözü tutma, ahde vefa gösterme ve bir şeyi tamamlama anlamlarını içerdiğini belirtir. 'Evfû' emri, ölçüde tamlık ve dürüstlükle birlikte, Allah'ın emrine ve toplumsal sözleşmeye vefa göstermeyi de ima eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'keyl' kelimesini 'ölçülen miktar' veya 'ölçü kabı' olarak tanımlar. Ayetteki 'el-keyl' ifadesi, özellikle tahıl ve benzeri maddelerin ölçümünde kullanılan birimi ve bu birimle yapılan ölçüm işlemini ifade eder. Tam ölçü yapma emri, bu tür ticari işlemlerde hileden kaçınmayı vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'keyl' kelimesinin hem ölçme eylemini hem de ölçülen şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, ölçüde adaletin sağlanması gerektiğini, yani ne eksik ne de fazla ölçülmemesi gerektiğini vurgular. Bu, ticari muamelelerde şeffaflık ve dürüstlük ilkesini yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'keyl' gibi ticari terimlerin Kur'an'da sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve dini bir boyut kazandığını belirtir. 'El-keyl'in tam yapılması emri, Allah'a karşı sorumluluğun ve toplumsal adaletin bir parçası olarak ele alınır. Bu, müminlerin dünya işlerinde de ilahi prensiplere uyması gerektiğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'husran' kökünü 'sermayeyi kaybetmek, zarara uğramak' olarak açıklar. 'Muhsirîn' ise başkalarını zarara uğratan, eksilten kişilerdir. Ayetteki 'eksiltmeyin' emri, ölçü ve tartıda hile yaparak insanların hakkını gasp edenleri kapsar. Bu, hem maddi hem de manevi bir zarara işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'husran'ın hem kişinin kendi nefsine zarar vermesi hem de başkalarına zarar vermesi anlamlarını taşıdığını belirtir. 'Muhsirîn' ifadesi, özellikle ticari hayatta başkalarının hakkını eksilterek onlara zarar verenleri tanımlar. Bu, toplumsal düzeni bozan bir eylem olarak görülür.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'muhsirîn' kelimesinin 'ihsar' fiilinden türediğini ve 'bir şeyi eksik yapmak, noksanlaştırmak' anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, ölçü ve tartıda hile yaparak başkalarının hakkını eksilten, böylece onları zarara uğratan kişileri ifade eder. Bu, Allah'ın emrine karşı gelmek ve toplumsal adaleti zedelemektir.
Şu'arâ Sûresi
“Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.” (26/181)
وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ {الشعراء/182}
“Vezinû bilkistâsi-lmustekîm(i)”