Eferaeyte in metta'nâhum sinîn(e)
Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak,
Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
Şuarâ Suresi'nin 205. ayeti, Allah'ın insanlara verdiği nimetlerin geçiciliğini ve bu nimetlerin ahirette bir fayda sağlamayacağını vurgular. Ayet, dünya hayatının aldatıcılığına ve asıl olanın ahiret hazırlığı olduğuna işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rü'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'Eferaeyte' ifadesi, muhatabı düşünmeye ve idrak etmeye sevk eden bir soru edatıdır; 'Gördün mü, anladın mı?' anlamında kullanılır ve burada 'söylesene, düşünsene' manasına gelir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'Eferaeyte' ifadesinin Kur'an'da sıkça 'haber ver' veya 'söyle' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de Allah'ın Hz. Muhammed'e (s.a.v.) hitaben, 'Şu durumu bana haber ver, ne düşünürsün?' manasında bir soru yönelttiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'metâ'' kelimesinin 'faydalanılan şey' olduğunu ve 'imtâ'' fiilinin ise birine bir şeyden faydalanma imkanı sunmak olduğunu açıklar. Ayetteki 'metta'nâhum' ifadesi, Allah'ın insanlara dünya nimetlerinden geçici bir süre faydalanma imkanı verdiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'metâ''nın genellikle geçici faydaları ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki kullanım, Allah'ın insanlara dünya hayatında sunduğu nimetlerin kalıcı olmadığını, belirli bir süre sonra sona ereceğini ve ahirette bir fayda sağlamayacağını ima eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sinîn' kelimesinin 'sene'nin çoğulu olduğunu ve Kur'an'da genellikle uzun zaman dilimlerini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sinîn' ifadesi, Allah'ın insanlara uzun yıllar boyunca nimetler verdiğini, ancak bu sürenin bir sonu olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'sene' kelimesinin genellikle 'yıl' anlamında kullanıldığını ve 'sinîn'in de bu anlamda çoğul olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, bu kelime dünya hayatının uzunluğuna rağmen geçici olduğunu ve ahiret karşısında bir değer taşımadığını anlatır.
Şu'arâ Sûresi
“Eferaeyte in metta’nâhum sinîn(e)” Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak, (26/205)