Elem tera ennehum fî kulli vâdin yehîmûn(e)
(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
Şuara Suresi 225. ayet, şairlerin veya sapkınların tutarsız ve hedefsiz davranışlarını eleştirmektedir. Ayet, 'vadi' metaforu üzerinden onların düşünsel ve eylemsel dağınıklığını, 'şaşkın şaşkın dolaşma' fiiliyle de bu dağınıklığın getirdiği hedefsizliği vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vâdî' kelimesinin aslen suyun aktığı yer olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da mecazi olarak 'herhangi bir işin veya sözün yöneldiği yer' anlamında da kullanıldığını ifade eder. Bu ayette ise, şairlerin veya sapkınların belirli bir ilke veya hedeften yoksun olarak farklı düşünce ve konulara dağılmalarını simgeler. (el-Müfredât, s. 858)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'fî külli vâdin yehîmûn' ifadesini 'her türlü söz ve şiirde dolaşırlar' şeklinde açıklar. Burada 'vadi' kelimesinin, şairlerin sözlerinin ve düşüncelerinin farklı mecralara dağılmasını, belirli bir hakikate bağlı kalmamasını temsil ettiğini belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 100)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki mekansal kavramların sıklıkla ahlaki veya psikolojik durumları ifade etmek için kullanıldığını belirtir. 'Vadi' burada, şairlerin veya sapkınların zihinsel ve ahlaki olarak belirli bir istikametten yoksun, dağınık ve tutarsız bir durumda olmalarını sembolize eder. Onların düşüncelerinin ve sözlerinin belirli bir ilkeye dayanmadığını gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yehîmûn' kelimesini 'şaşkın şaşkın dolaşırlar, nereye gittiklerini bilmezler' şeklinde açıklar. Bu, şairlerin sözlerinde ve düşüncelerinde belirli bir istikametten yoksun, dağınık ve hedefsiz olmalarını ifade eder. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 327)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'heym' (هَيْم) kelimesinin aslen susuzluktan dolayı aklını kaybetmek ve hedefsizce dolaşmak anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette ise, şairlerin sözlerinde ve fikirlerinde bir hakikate dayanmadan, tutarsız ve amaçsız bir şekilde dolaşmalarını, adeta susuzluktan şaşırmış gibi davranmalarını ifade eder. (el-Müfredât, s. 842)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yehîmûn' fiilinin 'bir şeye aşırı düşkünlükten dolayı aklını kaybetmek, hedefsizce dolaşmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, şairlerin sözlerinde ve düşüncelerinde belirli bir ilke veya hakikatten saparak, tutarsız ve amaçsız bir şekilde farklı konulara dalmalarını, adeta şaşkın bir halde dolaşmalarını anlatır. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 367)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.