Kâle eve lev ci/tuke bişey-in mubîn(in)
Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.
Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
Bu ayet, Hz. Musa'nın Firavun'a hitaben, getirdiği mucizenin açık ve net olduğunu vurguladığı bir diyalog parçasını içermektedir. Anahtar kavramlar, Musa'nın sözünün mahiyetini ve getirdiği delilin niteliğini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşünceyi veya anlamı ifade etmek için kullanılan her türlü sözlü veya yazılı beyandır. Ayetteki 'kâle' (قال) fiili, Hz. Musa'nın Firavun'a karşı açıkça ve net bir şekilde konuşmasını, getirdiği delilin önemini vurgulamasını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir şeyin mahiyetini ve içeriğini açıklayan sözdür. Burada Hz. Musa'nın 'kâle' (قال) fiiliyle dile getirdiği ifade, Firavun'un şüphelerine rağmen getirdiği mucizenin apaçık olduğunu iddia etmesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cî' (جيء) fiili, bir şeyi bir yere ulaştırmak, getirmek anlamındadır. Ayetteki 'ci'tüke' (جِئْتُكَ) ifadesi, Hz. Musa'nın Firavun'a Allah'tan gelen apaçık bir delili, yani mucizeyi sunmasını, onu ikna etmek için ortaya koymasını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cî' (جيء) fiili, bazen bir şeyi beraberinde getirmek, bazen de bir şeyi meydana çıkarmak anlamında kullanılır. Burada Hz. Musa'nın 'ci'tüke' (جِئْتُكَ) demesi, Firavun'a gösterdiği mucizenin kendisi tarafından değil, Allah tarafından verildiğini ve onunla geldiğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey' (شيء), var olan veya var olabilecek her türlü mevcudu ifade eden genel bir isimdir. Ayetteki 'şey'in' (شَىْءٍ) kelimesi, Hz. Musa'nın getirdiği mucizenin mahiyetini belirsiz bırakarak, onun büyüklüğüne ve Firavun için beklenmedik bir durum olduğuna işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'şey' (شيء) kelimesi, bazen belirli bir varlığı, bazen de genel bir kavramı ifade etmek için kullanılır. Bu ayetteki 'şey'in' (شَىْءٍ), Hz. Musa'nın getirdiği mucizenin, Firavun'un alışık olmadığı, ilahi bir müdahale olduğunu ima eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mübîn (مبين), 'beyân' (بيان) kökünden türemiş olup, bir şeyi açıklayan, ortaya koyan, netleştiren anlamındadır. Ayetteki 'mübînin' (مُّبِينٍ) kelimesi, Hz. Musa'nın getirdiği mucizenin, Firavun'un gözünde bile şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve anlaşılır olduğunu ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mübîn (مبين), hem kendisi açık olan hem de başkalarını açıklayan demektir. Bu ayette 'mübînin' (مُّبِينٍ) kelimesi, Hz. Musa'nın getirdiği mucizenin, ilahi kudretin apaçık bir delili olduğunu ve Firavun'un iddialarını çürüttüğünü gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mübîn (مبين) kelimesi, Kur'an'da sıklıkla hakikatin açıklığını ve delillerin netliğini ifade etmek için kullanılır. Burada 'mübînin' (مُّبِينٍ) sıfatı, Hz. Musa'nın getirdiği 'şey'in, yani mucizenin, Firavun'un inkârına rağmen, herkes tarafından görülebilen ve anlaşılan bir gerçek olduğunu vurgular.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle eve lev ci/tuke bişey-in mubîn(in)” Mûsâ, “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi. (26/30)