İn neşe/ nunezzil ‘aleyhim mine-ssemâ-i âyeten fezallet e'nâkuhum lehâ ḣâdi'în(e)
Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.
Şu'arâ Sûresi
“İn neşe/ nunezzil ‘aleyhim mine-ssemâ-i âyeten fezallet e’nâkuhum lehâ hâdi’în(e)” Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar. (26/4)
Âyet burada müfessirler tarafından mucize olarak anlamlandırılmıştır. Sûre-i şerifte geçen “3” adet mucizeden ilkidir. Bu âyet-mucizenin gönül göğünden indirildiği ve ilmi olduğu bildirilmek ile beraber bunun Allah’ın dilemesiyle olacağıdır. Boyun eğmek ise museviyet-tarikat mertebesinin ifadesidir. Nefsi emmare firavunu ve taifesi akıl Mûsâ’sına boyun eymek zorunda kalır. (Murat Derûni)
"Mucize, hikmet denizinin dalgasıdır. Boyun eğiş, acziyetin değil, hakikate teslimiyetin nişanesidir. Ârif, her ânı bir mucize bilir ve daima Hakk'ın huzurunda eğilir."[6]