Vemâ ye/tîhim min żikrin mine-rrahmâni muhdeśin illâ kânû ‘anhu mu'ridîn(e)
Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.
Şu'arâ Sûresi
“Vemâ ye/tîhim min zikrin mine-rrahmâni muhdesin illâ kânû ‘anhu mu’ridîn(e)” Rahmân’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler. (26/5)
Ve ma ye’tiyhim min zikrun minerrahmani mubdesun illa kanu anhü mu’ridıyne
Ve Rahmandan mubde/ibda/yeni (ilk kez ortaya çıkan) zikir/öğütten onlara gelmemiş olsun ki illa/mutlaka anhü/ondan mu’rid/ared/yüz çevirenler, uzaklaşanlar oldular “Rahman’dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevrirler.” Hak ve batıl olmak üzere, iki tür ilim vardır.
Batıl ilim “nefsimiz”den, Hak ilmi ise,“Hak”tan gelir.
Bunların türlü geliş yolları vardır.
Bunlardan biri de Rahmani yoldan gelendir.
Rahman kendi hakikatlerini ilham ederken, o mahalde nefsinden kaynaklanan batıl ilmi varsa, o ilim Rahman’dan gelen öğütü, yeni ilmi, yeni tecelliyi kabul etmez ve inkar eder.
Böylece nefsine yani batıla tabi olup, yeni gelen Rahmani öğütten (tecelliden) yüz çevirir.[7]