Fekad keżżebû feseye/tîhim enbâu mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
Şuarâ Suresi 6. ayet, inkarcıların peygamberleri yalanlaması ve alay etmeleri sonucunda, alay ettikleri şeylerin gerçekliğinin kendilerine ulaşacağını bildiren bir tehdit içermektedir. Ayet, yalanlama, haber ve alay etme kavramları üzerinden ilahi adaletin tecellisini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezeb' (كذب) kelimesinin asıl anlamının 'sözün gerçeğe aykırı olması' olduğunu belirtir. 'Tekzîb' (تكذيب) ise bir şeyi yalan saymak, yalanlamak demektir. Ayetteki 'kezzebû' (كَذَّبُوا۟) fiili, inkarcıların peygamberlerin getirdiği hakikatleri ve uyarıları ısrarla yalanlamalarını ifade eder. Bu, sadece bir sözü yalanlamak değil, aynı zamanda o sözün taşıdığı mesajı ve uyarıyı reddetmektir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Kur'an'daki 'tekzîb' ifadelerinin genellikle peygamberlerin getirdiği ayetleri ve mucizeleri yalanlama bağlamında kullanıldığını belirtir. Burada da kavmin peygamberin getirdiği hakikatleri ve uyarıları yalanlaması söz konusudur. Bu yalanlama, aynı zamanda bir tür inkâr ve karşı çıkıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'k-z-b' kökünün Kur'an'daki kullanımının, sadece 'yalan söylemek'ten öte, 'Allah'ın ayetlerini, peygamberlerini veya ahiret gününü inkâr etmek' gibi daha geniş bir anlam taşıdığını vurgular. Ayetteki 'kezzebû' ifadesi, inkarcıların Allah'ın elçisi aracılığıyla gelen hakikatleri reddetmelerini ve bu reddin ciddi sonuçları olacağını ima eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nebe' (نبأ) kelimesinin 'haber'den daha özel ve önemli bir haber olduğunu belirtir. 'Nebe', büyük bir fayda veya zarar içeren, hakkında bilgi edinilmesi gereken önemli bir haberi ifade eder. Ayetteki 'enbâ' (أَنۢبَـٰٓؤُا۟) ise, inkarcıların alay ettikleri şeylerin, yani peygamberlerin uyarılarının ve ahiret azabının gerçekleşeceğine dair kesin ve önemli haberleri, yani sonuçları ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'nebe'nin 'haber'den daha üstün ve önemli olduğunu, zira 'nebe'nin 'büyük ve faydalı haber' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'enbâ' kelimesi, inkarcıların küçümsediği ve alay ettiği ilahi uyarıların ve tehditlerin, zamanı geldiğinde gerçekleşecek olan kesin sonuçlarını ve akıbetlerini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nebe' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'önemli ve ciddi haberler' bağlamında kullanıldığını, özellikle kıyamet, azap ve peygamberlerin getirdiği hakikatler gibi konulara işaret ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'enbâ', alay edilen şeylerin, yani azabın ve ilahi vaatlerin gerçekleşeceği kesin ve önemli haberleri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hez' (هزأ) kelimesinin 'alay etmek, küçümsemek' anlamına geldiğini belirtir. 'İstihzâ' (استهزاء) ise birini veya bir şeyi alaya alarak küçümsemek, hafife almak demektir. Ayetteki 'yestehziûn' (يَسْتَهْزِءُونَ) fiili, inkarcıların peygamberlerin uyarılarını, mucizelerini ve ahiret azabını ciddiye almayıp, onlarla alay etmelerini ve eğlenmelerini ifade eder. Bu, aynı zamanda bir tür inkâr ve kibirdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'istihzâ'nın 'alay etmek, küçümsemek' olduğunu ve genellikle bir şeyi hafife alarak onunla eğlenmek anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki kullanım, inkarcıların peygamberlerin getirdiği hakikatleri ve uyarıları ciddiye almayıp, onları küçümseyerek alay konusu yapmalarını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'istihzâ'nın 'bir şeyi küçümseyerek, hafife alarak onunla eğlenmek' olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'yestehziûn' ifadesi, inkarcıların peygamberlerin getirdiği azap uyarılarını ve ahiret gerçeklerini ciddiye almayıp, onlarla alay etmelerini ve bu tutumlarının kendilerine dönecek bir akıbeti olacağını gösterir.
Şu'arâ Sûresi
“Fekad kezzebû feseye/tîhim enbâu mâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)” Onlar (Allah’ın âyetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek. (26/6)
Nefsi emmare yaşantısı üzerine olanlar kendilerinde ve âlemde bulunan Hakk’ın işaret ve mucizelerini yalanladılar. (Murat Derûni)