Kâle lehum mûsâ elkû mâ entum mulkûn(e)
Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.
Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.
Bu ayet, Hz. Musa'nın sihirbazlara meydan okumasını ve onlara eylemlerinde serbest olduklarını bildirmesini ifade eder. Temel olarak 'söylemek' ve 'atmak' fiilleri üzerinden bir eylem çağrısı ve meydan okuma dilbilimsel olarak incelenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir şeyin dil ile ifade edilmesidir. Bu ayette Hz. Musa'nın sihirbazlara yönelik açık ve net bir beyanını, onlara hitaben sarf ettiği sözü ifade eder. Sözün içeriği, bir meydan okuma ve eyleme davettir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl, bir fikrin veya düşüncenin sözlü olarak dışa vurulmasıdır. Burada Hz. Musa'nın sihirbazlara yönelik 'atın' emrini içeren sözlü ifadesini, yani bir talimatı ve meydan okumayı dile getirmesini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kavl' genellikle önemli bir mesajın, bir emrin veya bir hükmün ifadesi olarak kullanılır. Bu ayette Hz. Musa'nın sözü, sihirbazların eylemlerine izin veren ve onları sınayan bir meydan okuma niteliğindedir, dolayısıyla sıradan bir konuşmadan öte, bir peygamberin otoriter beyanıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Elkâ (ألقى), bir şeyi bir yerden başka bir yere bırakmak, atmak anlamına gelir. Bu ayette sihirbazların ellerindeki asaları veya ipleri yere bırakmaları, atmaları emredilmektedir. Bu, onların sihirlerini icra etmeleri için bir başlangıç eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Elkâ fiili, bir şeyi fırlatmak, atmak anlamında kullanılır. Burada sihirbazların sihirlerini göstermek üzere ellerindeki araçları yere atmaları, yani 'meydana koymaları' anlamındadır. Bu, bir eylemin başlatılmasına yönelik bir talimattır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İlkâ (إلقاء), bir şeyi kuvvetle veya serbestçe bırakmaktır. Ayetteki 'elku' emri, sihirbazların sihirlerini icra etmek üzere ellerindeki malzemeleri yere bırakmalarını, yani 'sahneye koymalarını' ifade eder. Bu, Hz. Musa'nın onlara tam bir serbestiyet tanıdığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Mülkûn (ملقون), 'ilka edenler', yani 'atanlar' anlamına gelir. Burada 'mâ entüm mülkûn' ifadesi, sihirbazların atmaya niyet ettikleri, atmaya muktedir oldukları her şeyi kapsar. Bu, onların sihirlerini icra etmek için kullanacakları tüm araç ve gereçleri ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mülkûn, 'atanlar' veya 'atacak olanlar' anlamında ism-i faildir. Ayetteki kullanımı, sihirbazların o anki niyetlerini ve eylemlerini, yani 'ne atmaya karar vermişlerse onu atsınlar' anlamını pekiştirir. Bu, Hz. Musa'nın onlara tam bir özgürlük ve meydan okuma sunduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Mülkûn kelimesi, 'ilka' fiilinin ism-i failidir ve 'atanlar' demektir. Ayetteki 'mâ entüm mülkûn' ifadesi, sihirbazların atmaya hazırlandıkları, atmayı düşündükleri her şeyi kapsayan geniş bir anlam taşır. Bu, onların sihirlerini sergilemek için ne gerekiyorsa onu yapmalarına izin verildiğini vurgular.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle lehum mûsâ elkû mâ entum mulkûn(e)” Mûsâ onlara, “Hadi ortaya atacağınız şeyi atın” dedi. (26/43)