Feelkâ mûsâ ‘asâhu fe-iżâ hiye telkafu mâ ye/fikûn(e)
Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
Şuarâ Suresi 45. ayet, Hz. Musa'nın asasıyla sihirbazların uydurduklarını yutmasını anlatır. Bu ayet, mucizenin gücünü ve batılın hak karşısındaki acizliğini dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Özellikle 'elka', 'asâ' ve 'telkafu' kelimeleri, olayın mahiyetini ve etkisini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'elkâ' fiilini 'bir şeyi bir yere bırakmak, atmak' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, Hz. Musa'nın asasını sihirbazların karşısına, meydan okurcasına yere bırakmasını ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir atış değil, aynı zamanda bir meydan okuma ve ilahi gücün tecellisine zemin hazırlama eylemidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'elkâ' fiilinin mecazi anlamlarına da değinir. Burada ise doğrudan 'atmak, bırakmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, sihirbazların sihirlerine karşı bir hamle olarak asanın yere bırakılmasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'asâ' kelimesinin 'değnek, sopa' anlamına geldiğini belirtir. Ancak Kur'an'daki bağlamlarda, özellikle Hz. Musa kıssasında, bu değneğin sıradan bir sopa olmaktan öte, ilahi bir mucizenin aracı olduğunu vurgular. Ayetteki 'asâ', sihirbazların sihirlerini yutan ilahi kudretin bir sembolüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'asâ' kelimesinin hem maddi bir nesne hem de mecazi olarak 'destek, kuvvet' anlamına gelebileceğini ifade eder. Hz. Musa'nın asası, hem fiziksel bir değnek hem de Allah'ın ona verdiği gücün ve desteğin bir göstergesidir. Ayetteki kullanımı, bu ilahi desteğin somutlaşmış halidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'asâ' gibi nesnelerin Kur'an'da sembolik anlamlar taşıdığını belirtir. Hz. Musa'nın asası, sadece bir araç değil, aynı zamanda ilahi müdahalenin ve peygamberlik gücünün bir nişanesidir. Ayetteki 'asâ', batılı yok eden ilahi kudretin somut bir tezahürüdür.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'telkafu' fiilinin 'hızla yutmak, kapmak' anlamına geldiğini belirtir. Bu fiil, bir şeyi çabucak ve tamamen ortadan kaldırma eylemini vurgular. Ayetteki bağlamda, asanın sihirbazların sihirlerini anında ve etkili bir şekilde yok etmesini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'lakf' kökünün 'bir şeyi ağızla hızla almak, yutmak' anlamını taşıdığını açıklar. 'Telkafu' fiili, asanın sihirbazların uydurduklarını adeta bir canlı gibi yutarak ortadan kaldırmasını, onların batılını geçersiz kılmasını anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'telkafu' fiilinin Kur'an'daki kullanımının, sadece fiziksel bir yutma değil, aynı zamanda bir şeyin varlığını tamamen ortadan kaldırma ve etkisiz hale getirme anlamı taşıdığını belirtir. Ayetteki 'telkafu', sihirbazların sihirlerinin Musa'nın asası karşısında hiçbir değerinin kalmadığını, tamamen yok olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'efk' kökünün 'bir şeyi asıl halinden çevirmek, saptırmak, yalan uydurmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Ye'fikûne' fiili, sihirbazların gerçek olmayan, aldatıcı ve batıl şeyleri ortaya koyduklarını ifade eder. Ayetteki bağlamda, onların sihirlerinin bir aldatmaca ve uydurma olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ifk' kelimesinin 'yalan, iftira, gerçeği ters yüz etmek' anlamlarını içerdiğini açıklar. 'Ye'fikûne' fiili, sihirbazların yaptıkları şeylerin gerçek birer mucize değil, aksine göz boyama ve aldatmaca olduğunu, yani gerçeği çarpıttıklarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ifk' kavramının Kur'an'da genellikle 'yalan, iftira, gerçeği saptırma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Sihirbazların 'yaptıkları' şeylerin, hakikatten uzak, aldatıcı ve batıl olduğunu vurgular. Ayetteki 'mâ ye'fikûne', onların ortaya koyduğu her şeyin temelsiz ve aldatıcı olduğunu gösterir.
Şu'arâ Sûresi
“Feelkâ mûsâ ‘asâhu fe-izâ hiye telkafu mâ ye/fikûn(e)” Mûsâ da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor. (26/45)