Feersele fir'avnu fî-lmedâ-ini hâşirîn(e)
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
Şuara Suresi 53. ayet, Firavun'un Hz. Musa ve İsrailoğulları'na karşı harekete geçişini ve halkını seferber etme çabasını dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, Firavun'un otoritesini ve halkını kışkırtma yöntemini 'gönderme' ve 'toplayıcılar' kavramları üzerinden vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' (إرسال) kelimesini, bir şeyi bir yöne sevk etmek, göndermek olarak açıklar. Ayetteki 'fe-ersel' (فأرسل) ifadesi, Firavun'un kendi emriyle belirli kişileri (hâşirîn) belirli bir amaç için (halkı toplamak) yolladığını gösterir. Bu, Firavun'un otoritesini ve emretme gücünü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' kelimesinin mecazi olarak bir emri veya haberi ulaştırmak anlamında kullanılabileceğini belirtir. Ayette Firavun'un 'göndermesi', sadece fiziksel bir gönderme değil, aynı zamanda bir mesajın ve emrin halka ulaştırılması anlamını da taşır. Bu, Firavun'un halkını mobilize etme stratejisinin bir parçasıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'risâlet' (رسالة) kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle bir mesajın veya görevin iletilmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Firavun'un 'göndermesi', kendi 'risâletini' yani emrini ve niyetini halkına ulaştırma çabasıdır. Bu, onun siyasi ve idari gücünü gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, Firavun'u özel bir isim olarak ele alır ve Kur'an'da genellikle azgınlık, haddi aşma ve ilahlık iddia etme gibi özelliklerle anıldığını belirtir. Ayetteki Firavun, bu özellikleriyle halkını kışkırtan ve onları Musa'ya karşı harekete geçiren zalim bir liderdir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, Firavun'un sadece bir isim değil, aynı zamanda bir sıfat olarak da kullanılabileceğini, yani 'firavunlaşmak' tabirinin zulüm ve kibirde aşırı gitmeyi ifade ettiğini belirtir. Ayette Firavun'un 'hâşirîn' göndermesi, onun bu zalim ve kibirli karakterinin bir yansımasıdır; kendi otoritesini korumak için halkını manipüle etmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da Firavun figürünün 'küfür' ve 'tuğyan' (azgınlık) kavramlarıyla yakından ilişkili olduğunu vurgular. Firavun'un bu ayetteki eylemi, onun ilahi mesaja karşı direnişinin ve kendi gücüne olan aşırı güveninin bir göstergesidir. Halkını toplama emri, bu direnişin somut bir adımıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'medâin' (مدائن) kelimesinin 'medîne' (مدينة) kelimesinin çoğulu olduğunu ve büyük yerleşim yerlerini ifade ettiğini belirtir. Firavun'un emrini 'medâin'e göndermesi, onun otoritesinin geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve tüm halkını seferber etme niyetini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'medîne' kelimesinin 'medeniyet' ve 'yerleşim' anlamlarıyla ilişkili olduğunu ifade eder. Ayette 'medâin'in kullanılması, Firavun'un sadece belirli bir bölgeyi değil, tüm Mısır'ın yerleşik halkını hedef aldığını ve geniş çaplı bir seferberlik başlattığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'medîne' ve çoğulu 'medâin' kelimelerinin Kur'an'da genellikle sosyal ve siyasi bir organizasyonun merkezi olarak kullanıldığını belirtir. Firavun'un 'medâin'e haber göndermesi, onun siyasi gücünü kullanarak halkını bir araya getirme ve ortak bir düşmana karşı harekete geçirme çabasını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'hâşirîn' (حاشرين) kelimesinin 'haşr' (حشر) kökünden geldiğini ve insanları bir araya getiren, toplayan kimseler anlamına geldiğini belirtir. Ayette Firavun'un 'hâşirîn' göndermesi, onun halkını Musa'ya karşı bir araya getirme, mobilize etme ve muhtemelen bir ordu oluşturma niyetini açıkça ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'hâşirîn' kelimesinin aktif bir eylemi, yani 'toplama' işini yapanları ifade ettiğini açıklar. Firavun'un bu kişileri göndermesi, onun pasif kalmayıp aktif olarak halkını kışkırtma ve bir araya getirme çabasını gösterir. Bu, Firavun'un otoritesini ve gücünü kullanarak halkı üzerinde tam bir kontrol sağlamak istediğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'haşr' kelimesinin dağınık olanı bir araya getirmek, toplamak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'hâşirîn', Firavun'un emriyle halkı bir araya toplayacak, onları Musa'ya karşı kışkırtacak ve muhtemelen bir savaş için hazırlayacak görevlilerdir. Bu, Firavun'un stratejik bir hamlesidir.
Şu'arâ Sûresi
“Feersele fir’avnu fî-lmedâ-ini hâşirîn(e)” Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. (26/53)
Bu âyet Mûsâ (a.s.) a vahiy gelip kavmi ile kızıldenize yolculuğa çıkmaya hazırlandığı vakit, Firavunun hali ve durumunu bildirmektedir. Mertebe itibari ile Esmâ mertebesidir. Beden mülkünün o anki sahipi konumunda ve dalalet üzere olan nefsi emmâre Firavunu yine kuvvetlerini beden mülkünün şehirlerine gönderek yandaş kuvvetlerini, Hadi üzere olan Mûseviyet mertebesi ve bağlı kavmini takip için asker toplamaya gönderiyor.
Bir başka bakımdan kelimeleri incelersek;
Fe, artık, böylece, bunun üzerine, faaliyete geçiş bildirmektedir.
Ersele Fir’avnü, Firavun gönderdi. Kelimelere dikkatle baktığımız zaman “İrsâl-Resül” ve “Fir-Avn”ı görmemiz zor olmayacaktır. “Fenâ-Fir-Resül” yani Resülde fani olma mertebesini görüyoruz. Firavun daha Kızıldenize gitmeden Şuara sûresi 52. Âyette gelen vahiy ile beraber. 53 âyette boğullamasının yani Mûsâ (a.s.) da fani olmasının da bu âyette saklanmış olduğu anlaşılıyor.
Fil medaini haşirîn, şehirlere toplayıcılar, medaine şehir demektir. Medine’de kent şehir demektir. Hakîkat-i Muhammed-i ve sıfât mertebesi ifadesidir. Fenâ Fil Medain, yani şehirlerde fâni olma yani beden mülkünde fani olmuş, ölü hükmünde ki nefsi emmâre askerleri ve “avn” yardımcıları toplanmış oldu. Anlaşıldığı üzere zaten kızıldenizden önce bu asker ve yardımcılar nefsi emmârenin kızıllığı olan kızğınlık denizinde manen ölü hükmündeydiler.
Âyetin 53 şifre sayısı ile bizlere verdiği, ma’nâyı mûseviîyette Efendi Babam’dan gelen himmet ile önce Fenâfirresül mertebesinden nefsi emmâre Firavnunun hayâl ve vehmi ortadan kaldırılmak üzere gece, yani dervişlik çalışmaları ile yola çıkılmakta, daha ileride ki safhalarda Medain, Medine, Medine hükümleri ile bu işin hakikat yönü idrâk edilerek nefis Firavunu arkada bırakılmaktadır.
Burada sayısal olarak dikkat çeken bir hususiyet vardır. Sûre sayısı ve âyet sayısal toplamı 26+53= 79 dur. 79 sayısı altın elementinin numarasıdır.
Fir’avn bu askerleri toplamak için altın yani dünya maddiyatı, metası kullanmaktadır. Mala, eşyaya, paraya tapanların her bir Fir’avnın nesfâni askerleri olmaktadırlar.[17]