Vekunûzin vemekâmin kerîm(in)
(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
Şuarâ Suresi 58. ayet, Firavun ve kavminin sahip olduğu zenginlik ve makamların İsrailoğullarına intikalini anlatmaktadır. Ayet, 'künûz' (hazineler) ve 'makâm kerîm' (şerefli makam) kavramları üzerinden bu geçişi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kenz (كنز), malı biriktirmek ve onu gizlemektir. Ayetteki 'künûz' (كُنُوزٍ) kelimesi, Firavun ve kavminin sahip olduğu, toprağa gömülerek veya başka şekillerde saklanarak biriktirilmiş değerli malları, altın, gümüş gibi hazineleri ifade eder. Bu, onların dünyevi zenginliklerinin bir göstergesidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kenz (كنز), biriktirilmiş maldır. 'Künûz' (كُنُوزٍ) kelimesi, Firavun'un ve kavminin sahip olduğu, saklanmış ve biriktirilmiş servetleri, yani hazineleri anlatır. Ayette bu hazinelerin onlardan alınıp İsrailoğullarına verileceği ima edilmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'kenz' kavramını Kur'an'da genellikle dünyevi birikim ve zenginlik olarak ele alır. Bu ayetteki 'künûz' (كُنُوزٍ) kelimesi, Firavun'un gücünün ve ihtişamının maddi temelini oluşturan, biriktirilmiş ve saklanmış servetleri ifade eder. Bu, aynı zamanda dünyevi bağlılığın ve ahireti unutmanın bir sembolü olarak da okunabilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Makâm (مَقَامٍ), kıyam edilen yer veya kıyam etme zamanı anlamına gelir. Bu ayette 'makâm' (مَقَامٍ) kelimesi, Firavun ve kavminin sahip olduğu, ikamet ettikleri, oturdukları ve hüküm sürdükleri mevki ve makamları ifade eder. Bu, onların sosyal ve siyasi statülerinin bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Makâm (مَقَامٍ), durulan yerdir. Ayetteki 'makâm' (مَقَامٍ) kelimesi, Firavun ve kavminin yaşadığı, ikamet ettiği ve hükmettiği yerleri, yani onların sahip olduğu mevki ve makamları anlatır. Bu, onların toplumsal konumlarını ve iktidarlarını belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Makâm (مَقَامٍ), 'kıyâm' (ayağa kalkmak, durmak) fiilinden türemiş bir isimdir ve durulan yeri ifade eder. Şuarâ 58'deki 'makâm' (مَقَامٍ) kelimesi, Firavun ve kavminin sahip olduğu, kendilerine ait olan ve üzerinde hüküm sürdükleri şerefli ve yüksek mevkileri, ikametgahları ve makamları anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kerîm (كَرِيمٍ), her türlü şerefli ve övgüye layık şeyi ifade eder. Ayette 'makâm kerîm' (مَقَامٍ كَرِيمٍ) ifadesi, Firavun ve kavminin sahip olduğu makamların sadece birer yerleşim yeri olmadığını, aynı zamanda şerefli, değerli ve itibarlı mevkiler olduğunu vurgular. Bu, onların toplumdaki yüksek statülerini ve saygınlıklarını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Kerîm (كَرِيمٍ), şerefli, değerli ve cömert anlamlarına gelir. 'Makâm kerîm' (مَقَامٍ كَرِيمٍ) terkibinde 'kerîm' kelimesi, Firavun'un ve kavminin sahip olduğu makamların, onların gözünde ve toplum nezdinde yüksek bir değere, şerefe ve itibara sahip olduğunu belirtir. Bu, onların iktidarlarının ve sosyal konumlarının yüceliğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kerîm' kelimesinin Kur'an'da genellikle üstün nitelikli, değerli ve şerefli anlamlarında kullanıldığını belirtir. Şuarâ 58'deki 'makâm kerîm' (مَقَامٍ كَرِيمٍ) ifadesi, Firavun'un ve kavminin sahip olduğu makamların sadece fiziksel bir yer değil, aynı zamanda onlara itibar, güç ve saygınlık kazandıran, toplumda yüksek bir konuma işaret eden 'şerefli bir makam' olduğunu vurgular.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.