Kâle hel yesme'ûnekum iż ted'ûn(e)
İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"
İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
Şuarâ Suresi'nin 72. ayeti, Hz. İbrahim'in putlara tapanlara yönelttiği sorgulamayı içermektedir. Ayet, putların çağırma eylemine karşı duyma ve karşılık verme yeteneklerinin olmadığını vurgulayarak tevhid inancının temelini oluşturan bir eleştiri sunar. Dilbilimsel olarak, 'çağırmak' ve 'duymak' fiilleri üzerinden putların acziyeti ortaya konulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşüncenin veya ifadenin dil aracılığıyla dışa vurulmasıdır. Ayetteki 'قَالَ' fiili, Hz. İbrahim'in muhataplarına yönelttiği, onların akıllarını ve inançlarını sorgulamaya yönelik bir hitabı ifade eder. Bu, sadece bir söz değil, aynı zamanda bir meydan okuma ve tefekkür davetidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir mananın lafızlarla ifade edilmesidir. Ayetteki kullanımı, Hz. İbrahim'in putperestlere karşı delil getirme ve onları ikna etme çabasının başlangıcı olarak, bir soru formunda dile getirdiği sözü belirtir. Bu söz, putların acziyetini ortaya koymayı hedefler.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Sem' (سمع), sesleri idrak etme yeteneğidir. Ayetteki 'يَسْمَعُونَكُمْ' ifadesi, putların cansız ve şuursuz varlıklar olmaları nedeniyle, kendilerine yapılan çağrıları işitme ve dolayısıyla anlama kabiliyetinden yoksun olduklarını vurgular. Bu, putların ilahlık vasfına sahip olmadığının bir delilidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Sem' (سمع) mecazi olarak, bir şeye icabet etmek veya karşılık vermek anlamında da kullanılır. Ayetteki 'يَسْمَعُونَكُمْ' sorusu, putların sadece fiziksel olarak işitme yeteneğinden yoksun olmalarını değil, aynı zamanda kendilerine yapılan dualara ve çağrılara hiçbir şekilde karşılık veremeyeceklerini de ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'sem'' (سمع) kavramı, sadece fiziksel işitmeyi değil, aynı zamanda anlama, idrak etme ve itaat etme anlamlarını da içerir. Ayetteki 'يَسْمَعُونَكُمْ' sorusu, putların ne fiziksel olarak işitebildiklerini ne de çağrılara anlamlı bir şekilde karşılık verebildiklerini, dolayısıyla ilahi bir güce sahip olmadıklarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Du'â (دعاء), bir şeyi kendine doğru çekmek veya birine seslenmektir. Ayetteki 'تَدْعُونَ' fiili, putperestlerin putlara yönelttikleri ibadet, yardım talebi ve yalvarma eylemlerini ifade eder. Hz. İbrahim, bu eylemin anlamsızlığını, putların bu çağrılara karşılık verememesi üzerinden sorgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Da'v (دعو), bir şeyi talep etmek veya birine seslenmektir. 'تَدْعُونَ' ifadesi, putperestlerin putlara yönelttikleri, onlardan medet umdukları ve onlara ibadet ettikleri çağrıları kapsar. Bu çağrılar, putların cansızlığı ve acziyeti karşısında boşuna yapılan eylemler olarak sunulur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'دعاء' (dua), genellikle Allah'a yöneltilen bir yakarış ve yardım talebi anlamında kullanılır. Ancak bu ayette 'تَدْعُونَ' fiili, yanlış bir varlığa, yani putlara yöneltilen bir çağrı olarak geçmektedir. Bu kullanım, putlara yapılan çağrıların anlamsızlığını ve batıl oluşunu vurgular.
Şu'arâ Sûresi
“Kâle hel yesme’ûnekum iz ted’ûn(e)” İbrahim, dedi ki: “Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?” (26/72)
أَوْ يَنفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ {الشعراء/73}
“Ev yenfe’ûnekum ev yedurrûn(e)”