Kâlû bel vecednâ âbâenâ keżâlike yef'alûn(e)
"Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler.
"Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
Şuarâ Suresi 74. ayet, müşriklerin atalarının putperestliğini taklit etme gerekçesini ortaya koymaktadır. Ayet, 'bulmak' ve 'yapmak' fiilleri üzerinden atalara körü körüne bağlılığın anlamsal derinliğini ve 'babalar' kavramının bu bağlamdaki önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vecde' fiilinin bir şeyi kaybolduktan sonra bulmak, bir şeye rastlamak veya bir şeyi belirli bir hal üzere idrak etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, müşriklerin atalarını putlara ibadet ederken 'bulduklarını', yani onların bu eylemi üzerinde olduklarını müşahede ettiklerini ifade eder. Bu, bir keşiften ziyade, mevcut bir durumu gözlemleme ve benimseme anlamındadır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'vecde' fiilinin mecazi olarak 'bilmek' veya 'görmek' anlamında kullanılabileceğini ima eder. Ayetteki 'vecednâ' ifadesi, atalarının putlara tapma eylemini 'gördüklerini' ve bu eylemi bir gelenek olarak 'benimsediklerini' mecazi bir anlatımla ortaya koyar. Bu, sadece fiziksel bir buluştan öte, bir inanç ve yaşam tarzının gözlemlenip kabul edilmesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'vecde' gibi fiillerin Kur'an'da sadece fiziksel bir eylemi değil, aynı zamanda bir 'idrak' veya 'kavrayışı' da ifade edebileceğini belirtir. Bu ayette, müşriklerin atalarının putperestliğini sadece 'görmekle' kalmayıp, aynı zamanda bunu bir 'hakikat' olarak 'kavradıklarını' ve bu kavrayışın onları taklide sevk ettiğini gösterir. Bu, bir tür 'buluş' değil, bir 'kabulleniş'tir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'eb' kelimesinin hem biyolojik babayı hem de bir topluluğun öncüsünü, büyüğünü veya kurucusunu ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'âbâenâ' ifadesi, sadece biyolojik babaları değil, aynı zamanda putperestliği kendilerine miras bırakan tüm geçmiş nesilleri, yani ataları kapsar. Bu, bir geleneğin ve inancın nesiller arası aktarımını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'eb' kelimesinin 'terbiye eden', 'yetiştiren' ve 'önderlik eden' anlamlarını da içerdiğini ifade eder. Ayetteki 'âbâenâ' kavramı, müşriklerin atalarını sadece biyolojik ebeveynler olarak değil, aynı zamanda kendilerine dinî ve kültürel değerleri öğreten, yol gösteren 'önderler' olarak gördüklerini gösterir. Bu, ataların otoritesine ve örnekliğine yapılan bir atıftır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'âbâ' kavramının Kur'an'da genellikle 'ataların yolu' veya 'ataların dini' gibi kalıplarla birlikte kullanıldığını ve bu bağlamda bir 'gelenek' veya 'miras' anlamı taşıdığını belirtir. Bu ayette, müşriklerin 'babalarımızı' derken, atalarından devraldıkları putperestlik geleneğini ve bu geleneğin kendileri için bir 'otorite' teşkil ettiğini ifade ettiklerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'fe'ale' fiilinin genel olarak bir eylemi, bir işi veya bir fiili gerçekleştirmek anlamına geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'yef'alûne' ifadesi, ataların putlara ibadet etme eylemini, yani putperestlik fiilini açıkça ortaya koyar. Bu, sadece bir inanç değil, aynı zamanda somut bir ibadet pratiğidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'fe'ale' fiilinin geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve bağlama göre farklı eylemleri ifade edebileceğini açıklar. Ayetteki 'yef'alûne' kelimesi, ataların putlara tapma eylemini, yani şirki ve bu şirkin gerektirdiği ritüelleri 'yapmakta' olduklarını belirtir. Bu, onların aktif bir şekilde bu inancı yaşadıklarını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'fe'ale' fiilinin Kur'an'da genellikle bir irade ve kasıtla yapılan eylemleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, ataların putlara ibadet etme eyleminin bilinçli ve kasıtlı bir tercih olduğunu, dolayısıyla müşriklerin de bu bilinçli tercihi taklit ettiklerini ima eder. Bu, sadece bir alışkanlık değil, aynı zamanda bir inanç sisteminin eyleme dökülmesidir.
Şu'arâ Sûresi
“Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler. (26/74)
قَالَ أَفَرَأَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ {الشعراء/75}
“Kâle eferaeytum mâ kuntum ta’budûn(e)”