Vemâ edallenâ illâ-lmucrimûn(e)
"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
Şuarâ Suresi 99. ayet, kıyamet gününde müşriklerin pişmanlığını ve sapkınlıklarının sorumluluğunu 'mücrimler'e yüklemelerini ifade eder. Ayet, 'dalalet' ve 'icram' kavramları üzerinden, şirk koşmanın ve suç işlemenin ahiretteki acı sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dalâl' (ضلال) kelimesini, doğru yoldan sapmak, hedeften şaşmak olarak tanımlar. Ayetteki 'edallena' (أَضَلَّنَا) fiili, başkalarının birini doğru yoldan çıkarması, şaşırtması anlamındadır. Burada müşrikler, kendilerini saptıranların 'mücrimler' olduğunu ifade ederek, sorumluluğu onlara yüklemektedirler. (el-Müfredât, s. 294)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'dalâl' kelimesinin 'şaşırmak, yolunu kaybetmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'edallena' ifadesi, 'bizi doğru yoldan uzaklaştırdılar, şaşkınlığa düşürdüler' manasına gelir. Müşrikler, kendilerini şirke sevk edenlerin bu fiili işlediğini itiraf etmektedirler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dalâl' kavramının Kur'an'da genellikle 'doğru yoldan sapma, hakikatten uzaklaşma' anlamında kullanıldığını vurgular. 'Edallena' fiili, bu sapmanın dış bir etkenle gerçekleştiğini, yani başkaları tarafından saptırıldıklarını ifade eder. Bu, Kur'an'ın ahlaki sorumluluk bağlamında önemli bir vurgusudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'icrâm' (إجرام) kelimesinin 'suç işlemek, günahkâr olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. 'el-Mücrimûn' (المجرمون) ise bu suçu işleyenlerdir. Ayette, müşrikler kendilerini saptıranların, yani onları şirke ve küfre sürükleyenlerin 'suçlular' olduğunu ifade ederek, onların bu fiillerinin bir 'icrâm' olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'c-r-m' kökünün 'kesmek, ayırmak' anlamından türeyerek, 'günah işlemek, suç işlemek' manasına geldiğini açıklar. Çünkü günah işleyen kişi, kendini hayırdan ve doğru yoldan kesip ayırmış olur. 'el-Mücrimûn' bu bağlamda, Allah'ın yolundan sapan ve başkalarını da saptıran günahkâr liderleri veya şeytanları ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mücrim' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'Allah'a karşı gelen, O'nun hükümlerini çiğneyen, günahkâr' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'el-mücrimûn', müşriklerin kendilerini saptıranları tanımlamak için kullandıkları bir terim olup, onların bu sapkınlığın asıl sorumluları olduğunu ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.