Vetefekkade-ttayra fekâle mâ liye lâ erâ-lhudhude em kâne mine-lġâ-ibîn(e)
Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
(Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"
Neml Suresi'nin 20. ayeti, Hz. Süleyman'ın kuşları teftiş etmesini ve Hüdhüd'ü göremeyince gösterdiği tepkiyi anlatır. Ayet, 'tefekkad' fiiliyle denetleme ve araştırma eylemini, 'ğâibîn' kelimesiyle ise yokluk ve kaybolma durumunu vurgulayarak, Süleyman'ın yönetimindeki düzen ve disiplini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fakd' kelimesini bir şeyin yerinde bulunmaması, kaybolması olarak açıklar. 'Tefakkud' ise, bir şeyin durumunu araştırmak, yokluğunu sorgulamak ve eksikliğini gidermeye çalışmak anlamındadır. Ayetteki 'tefekkad' fiili, Süleyman'ın kuşların düzenini ve varlığını titizlikle kontrol ettiğini, Hüdhüd'ün yokluğunu fark edip sebebini araştırdığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tefekkad' fiilinin 'bir şeyi aramak, yokluğunu sormak' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu bağlamda Süleyman'ın Hüdhüd'ü göremeyince onun durumunu merak ettiğini ve yokluğunun nedenini araştırdığını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tefekkad' fiilinin tefa'ul babından gelerek 'bir şeyi dikkatle aramak, yokluğunu kontrol etmek, durumunu öğrenmek için çaba sarf etmek' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayette Süleyman'ın sadece bakmakla kalmayıp, kuşların arasında Hüdhüd'ün eksikliğini fark edip aktif bir sorgulama başlattığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tayr' kelimesinin 'uçmak' fiilinden türediğini ve 'uçan varlıklar' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Süleyman'ın emrindeki kuşlar topluluğunu ifade eder ki bu, onun mucizevi gücünün bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tayr' kelimesinin hem tekil hem de çoğul olarak kullanılabildiğini ve 'uçan her şey'i kapsadığını ifade eder. Ayetteki 'et-tayr' ifadesi, belirli bir kuş türünden ziyade, Süleyman'ın ordusundaki genel kuş birliğini işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'tayr' kavramının sadece biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, bazen ilahi kudretin bir göstergesi olarak da kullanıldığına dikkat çeker. Süleyman kıssasında kuşlar, onun peygamberlik ve hükümdarlık gücünün bir parçası olarak, ilahi bir düzenin unsurlarıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmek hem de kalple idrak etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ erâ' ifadesi, Süleyman'ın Hüdhüd'ü fiziksel olarak göremediğini, yani onun mevcut olmadığını fark ettiğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ra'â' fiilinin 'görmek' anlamında kullanıldığını ve burada olumsuzluk edatıyla birlikte 'göremiyorum' şeklinde, bir yokluğun tespitini ifade ettiğini açıklar. Süleyman'ın Hüdhüd'ün eksikliğini bizzat gözlemleyerek fark ettiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, Hüdhüd'ün bilinen bir kuş türü olduğunu ve Süleyman kıssasında özel bir rol üstlendiğini belirtir. Bu, Kur'an'da adı geçen belirli hayvanlardan biridir ve Süleyman'ın ordusundaki istihbarat görevini üstlenir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, Hüdhüd'ün özel bir kuş ismi olduğunu ve Kur'an'da Süleyman'ın emrinde, haber taşıyan bir varlık olarak zikredildiğini ifade eder. Onun yokluğunun Süleyman tarafından fark edilmesi, bu kuşun önemine işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'gayb' kelimesinin 'gözden uzak olmak, gizli kalmak' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Ğâibîn' ise, 'göz önünde olmayanlar, kaybolanlar' demektir. Ayette Süleyman'ın, Hüdhüd'ün yokluğunu fark edip onun 'kayıplara karışanlardan' olup olmadığını sorguladığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'gayb' kavramının 'duyularla idrak edilemeyen, gizli olan' anlamını taşıdığını ifade eder. 'Ğâibîn' kelimesi, Hüdhüd'ün Süleyman'ın görüş alanından çıkmış, nerede olduğu bilinmeyen bir durumda olduğunu belirtir ve Süleyman'ın bu duruma şaşkınlığını yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'gayb' kavramının Kur'an'da genellikle insan idrakinin ötesindeki gerçeklikleri ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayetteki 'ğâibîn' kelimesi, daha somut bir yokluğu, yani Hüdhüd'ün fiziksel olarak bulunmamasını ifade ederken, aynı zamanda onun bu yokluğunun ardındaki sebebi de sorgulayan bir anlam taşır.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ve tefekkaddettayra” Ordusunu teftiş etti Kuşlarını teftiş etti, “fekâle maliye lâ erâlhüdhüd’e” Hüdhüd nerede ben onu göremiyorum dedi. Hüdhüd kuşu yok baktıki. “Em kâne minel gâibîn.” Yoksa gayba gidenlerdenmi oldu? Gayp mı oldu? Kaçtı mı ordudan diye çevresine sordu ve konuşmasına devam ederek