İçeriğe atla
Neml 19Cüz 19 · Sayfa 378

Neml Sûresi 19. Âyet

النمل

Sohbete sor

Fetebesseme dâhiken min kavlihâ vekâle rabbi evzi'nî en eşkura ni'meteke-lletî en'amte ‘aleyye ve'alâ vâlideyye veen a'mele sâlihan terdâhu veedḣilnî birahmetike fî ‘ibâdike-ssâlihîn(e)

Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"

Neml Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Fe tebesseme dahikan:” tebessüm etti içinden güldü. Karıncanın bu sesini işitti gayben. Ordu bunun farkında değildi ve karıncanın iyi niyeti hakkında kendi kendine güldü. “Ve min kavliha” Bunun üzerine ve kâle, dedi Süleymân (a.s.) “Rabbi evzi’ni” Bana ilham et.

“En eşküre ni’meteke” Senin verdiğin bu kadar nimete şükür etmekliğimi ilham et, yolunu göster. Daha güzel sana şükür edeyim. Çünkü büyük lütuflar içinde olduğunu biliyordu.

Burada karınca hakkında küçük bir izahet verelim


Hayli gittiler hattâ Vâdîi neml üzerine vardılar demek olur. «Üzerine» denilmesi de inmek üzere yüksekten geldiğini iş'ar eder. Vâdîi neml Şamda veya Taifde veya Yemende karıncası çok derenin ismi olduğu söyleniyor. Maamafih Karınca vadisi, karınca sahası gibi küçük hayvanat âlemini hatırlatıyor. Karınca, küçük hayvanatta

mesel olageldiği gibi kanatlı kısmı bulunmak i'tibariyle uçanlar cümlesindendir. Ve burada bu münasebetle zikr olunduğu söylenmiştir. Bu i'tibar ile hattâ, mantıkı tayre vukufun da bir gayesini ifade etmiş oluyor. Karıncalar bir çok hayvanat meraklıları tarafından tedkık olunmuş ve bir çok garaib, hikâye olunmuştur. Cem'ıyyetle yaşadıkları herkesin ma'lûmu olduğu gibi kuvvetleri ve mesâıyleri de ma'lûmdur. Kumanda ile hareket ettikleri ve yekdiğerine tebliğat yaptıkları ve postacıları ve müfettişleri bulunduğu kayd edilmiştir. Nasıl söylediklerini bilemezsek de her halde bir şey anlattıklarını biliyoruz.

Burada şunu kayd edelim; karıncaları tedkık eden bir mütehassıs yuvalarının önüne bir şeker koyuyor, bir takımları bunu haber alıp yemeğe başlıyorlar, derken şekerin üzerine biraz rakı döküyor, bir kısmı kaçıyor bir kısmı yiyor,

Sh:»3668

serhoş oluyor, kaçanlara da yiyenlere de birer boya ile işaret ediyor, kaçanlar yuvaya haber veriyorlar, bir müddet sonra bir kalabalıkla gelip serhoş olanları öldürüyorlar.

Bir başka yerde karıncaların yuvalarının ağzının güneyi gösterdiğini okumuştum.

Bu Âyet-i kerîmeyi tefsir okurken hocam bu karınca-ların kuzu büyüklüğünde oldukları rivâyetini de söylemişti.

Karıncaların özellikleri hakkında internet’ten çok geniş bilgiler alınabilir, Biz o zamanda yapılmış sohbetin aslına uygun olarak olduğu gibi aktarmata çalışıyoruz. Aynı mevzuun sohbeti bu gün olmuş olsa idi gene daha başka olabilirdi. Çünkü, yağmur aynı gibi görünür ama her yağmur başkadır. Sohbet’de her halin durumuna ve dinleyicisine göre başka başkadır.


“En‘amte aleyye:” Benim üzerime verdiğin bu nimetlerime “Ve alâ valideyye:” yani Davud’a ve ailesine verdiğin nimetlere de, “ve en a’mele sâlihan terdahe” Yapmış olduğumuz Sâlih amellerden de râzı ol.

“Ve edhılni bi rahmetike:” bizi rahmetine dahil et.

“Fi ibadikes sâlihîn:” Sâlih kulların ile birlikte. Onlarla birlikte rahmetine dahil et. Bu nimetlere nasıl şükür etmemiz gerekiyorsa onu ilhâm et diye, bu niyazda bulundu. Karıncanın bu sözüne karşı. Neden? Çünkü o orada karıncanın sesini duymak bunlar çok büyük lütuflar dı. Bunlara şükür etmemi bana ilham et gaflette bıraktır-madan böyle niyaz etti. Bu neden oluyor, karıncanın Süleymân ordusunun sizi çiğnemesin içeri girin demesi Süleymân ordusu: Esmâ-i İlâhiyye, onun içerisinde Cebbarlar var, Kahharlar var, karınca yiyen böcekler var. Farkında olmayarak bunlar sana zarar vermesin diye tabi karıncalara Süleyman ordusundan bir varlık zarar verirse o süleymân’a aksedilir. Suç Süleymân’a yüklenir ordu kumandanına yüklenilir. Sorumlu odur çünkü. İşte beni bu şekilde bir suçlamadan kurtardığın için diyor C. Hakk’a, ve bana haber verdiğin için nasıl şükür etmek lâzımsa bana ilham et diyor.

Burada bizim anlamamız gereken bizim şükrümüz değil Rabb’imizin Hamdi ile hamd etmesini öğrenmemizi isteyelim, bize onun yolunuda göstermekte ve Süleymân (a.s.) ordusuna neml vâdisini geçirdikten sonra belirli bir yere geldiklerinde konakladılar bu arada Süleymân (a.s.)

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)