Kâle yâkavmi lime testa'cilûne bi-sseyyi-eti kable-lhasene(ti)(s) levlâ testaġfirûna(A)llâhe le'allekum turhamûn(e)
Salih, onlara "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!"
Salih dedi ki: "Ey benim kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Ne olur Allah'a istiğfar etseniz, belki rahmetine ulaşırdınız."
Neml Suresi 46. ayet, Salih peygamberin kavmine hitabını içermektedir. Ayet, kavmin aceleci tutumunu, iyilik yerine kötülüğü tercih etmelerini ve Allah'tan mağfiret dilemeleri gerektiğini vurgulayarak, rahmet beklentisini dile getirmektedir. Temel kavramlar, acelecilik, kötülük, iyilik, mağfiret ve rahmet üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'acele' kelimesini bir şeyin vaktinden önce talep edilmesi veya yapılması olarak açıklar. Ayetteki 'tasta'cilûn' ifadesi, kavmin iyilikten önce kötülüğü isteme hususundaki sabırsız ve aceleci tavrını belirtir, sanki kötülüğün bir an önce gerçekleşmesini arzu ediyorlarmış gibi bir anlam taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'acele' fiilinin mecazi olarak bir şeyi talep etme ve onu hızlandırma anlamında kullanıldığını belirtir. Burada kavmin, Allah'ın azabını veya kötü bir akıbeti, iyilik ve rahmetten önce talep etme şeklindeki aceleciliği vurgulanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'seyyie' kelimesini, insanı üzen, kötü sonuçlar doğuran her şey olarak tanımlar. Ayetteki 'seyyie', kavmin işlediği günahlar, Allah'a karşı isyanları veya bu isyanların neticesinde gelecek olan azap ve kötü akıbet anlamında kullanılmıştır. Salih peygamber, kavminin bu kötü akıbeti aceleyle istemesine şaşırmaktadır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'seyyie'nin hem fiil olarak işlenen günahı hem de bu günahın sonucunda ortaya çıkan kötü durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, kavmin iyilikten (iman ve salih amel) önce kötülüğü (küfür ve isyanın getireceği azabı) talep etmesi, onların akılsızlığını ve basiretsizliğini ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'hasene' kelimesini, insanı sevindiren, güzel sonuçlar doğuran her şey olarak açıklar. Ayetteki 'hasene', iman, salih amel, Allah'ın rahmeti, dünya ve ahiret güzellikleri gibi olumlu ve hayırlı şeyleri ifade eder. Salih peygamber, kavminin bu iyilikleri değil, kötülükleri aceleyle istemesini yadırgamaktadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hasene'nin hem fiil olarak işlenen iyiliği hem de bu iyiliğin sonucunda ortaya çıkan güzel durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kötülükten önce iyilik' ifadesi, kavmin iman edip Salih'in davetine icabet etmesi durumunda elde edecekleri dünya ve ahiret güzelliklerine işaret etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'istiğfar'ı, günahların örtülmesini ve affedilmesini Allah'tan talep etmek olarak tanımlar. Ayetteki 'tastağfirûn' ifadesi, Salih peygamberin kavmine, işledikleri günahlardan dolayı Allah'tan af dilemelerini, böylece O'nun rahmetine nail olabileceklerini öğütlemesini yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'istiğfar' kavramının Kur'an'da Allah ile kul arasındaki ilişkiyi düzenleyen temel bir eylem olduğunu belirtir. Günah işleyen insanın Allah'a yönelerek af dilemesi, O'nun merhametini celbetmenin bir yoludur. Ayetteki 'istiğfar', kavmin kötü akıbetten kurtulup rahmete erişmesi için atması gereken ilk adımdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'rahmet'i, kalpteki incelik ve şefkatten kaynaklanan iyilik ve ihsan olarak tanımlar. Ayetteki 'turhamûn' ifadesi, kavmin istiğfar etmeleri halinde Allah'ın kendilerine merhamet edeceğini, yani azaptan kurtulup lütfuna ve bağışlamasına mazhar olacaklarını belirtir. Bu, istiğfarın nihai sonucudur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rahmet'in Kur'an'da genellikle Allah'ın kullarına yönelik lütuf, bağışlama, nimet ve ihsanlarını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'turhamûn', Allah'ın affediciliğinin ve merhametinin, istiğfar edenlere yönelik bir karşılığı olarak sunulmaktadır. Bu, Salih peygamberin kavmini tövbeye teşvik etmesinin temel motivasyonudur.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
قَالُوا اطَّيَرْنَا بِكَ وَبِمَنْ مَعَكَ قَالَ طَائِرُكُمْ
عِنْدَ اللَّهِ بَلْ أَنتُم قَوْم تُفتَنُونَ
(Kâlüttayyarnâ bike ve bimen meake kâle tairuküm indellahi bel entüm kavmün tüftenün.)