Kul ‘asâ en yekûne radife lekum ba'du-lleżî testa'cilûn(e)
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."
Neml Suresi 72. ayet, inkarcıların azap taleplerine karşı bir uyarı niteliğindedir. Ayet, acele ettikleri azabın bir kısmının yakın zamanda başlarına gelebileceğini ifade ederek, ilahi takdirin ve zamanlamanın önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'asâ' kelimesinin Kur'an'da Allah'a nispet edildiğinde kesinlik ifade ettiğini, insanlara nispet edildiğinde ise umut ve beklenti anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, Allah'ın sözü olarak geldiği için, acele edilen azabın gerçekleşme ihtimalinin güçlü olduğunu ima eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'asâ'nın 'teraccî' (umut etme) ve 'işfâk' (korkma) manalarına geldiğini, ancak Kur'an'da Allah'tan bahsedildiğinde 'tahkîk' (gerçekleşme) anlamı taşıdığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, inkarcıların alaycı taleplerine karşılık, azabın yakınlığını ve kaçınılmazlığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'redife' kelimesinin 'bir şeyin arkasından gelmek, onu takip etmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'redife lekum' ifadesi, acele edilen azabın, inkarcıların peşinden gelerek onlara yetişeceğini, yani gerçekleşeceğini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'redife' fiilinin 'bir şeye yakın olmak, hemen ardından gelmek' manasında kullanıldığını açıklar. Bu ayette, inkarcıların alaycı bir şekilde talep ettikleri azabın, ummadıkları bir anda ve hızla kendilerine ulaşacağını mecazi bir dille anlatır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'redf'in bir şeyin arkasına binmek veya bir şeyi takip etmek olduğunu söyler. 'Redife lekum' ifadesi, azabın onlara arkadan yetişeceğini, yani kaçınılmaz bir şekilde onları bulacağını ve onlara musallat olacağını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'acele' kelimesinin bir şeyin vaktinden önce gerçekleşmesini istemek olduğunu belirtir. Ayetteki 'testa'cilûn' ifadesi, inkarcıların alaycı bir tavırla, kendilerine vaat edilen azabın hemen gelmesini talep etmelerini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'acele'nin bir şeyin vaktinden önce gerçekleşmesini istemek olduğunu ve bu fiilin Kur'an'da genellikle olumsuz bir bağlamda, sabırsızlık veya alaycılıkla kullanıldığını açıklar. Ayette, inkarcıların azabı küçümseyerek ve alay ederek acele etmelerine bir cevap niteliğindedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'acele' kavramının Kur'an'da genellikle insanın sabırsızlığını, dünya hayatına olan düşkünlüğünü ve ahiret azabını hafife almasını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, inkarcıların azabı ciddiye almayıp acele etmeleri, onların yanlış bir beklenti içinde olduklarını gösterir.
Neml Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ
لَا يَشْكُرُونَ
(Ve inne rabbeke lezû fadlin alennâsi ve lâkinne ekserahüm lâ yeşkürûne)