İçeriğe atla
Âl-i İmrân 4Cüz 3 · Sayfa 50

Âl-i İmrân Sûresi 4. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

Min kablu huden linnâsi veenzele-lfurkân(e)(k) inne-lleżîne keferû bi-âyâti(A)llâhi lehum ‘ażâbun şedîd(un)(k) va(A)llâhu ‘azîzun żû-ntikâm(in)

(3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(4) (Min kablü hüden lin Nâsi ve enzelel Furkan* innelleziyne keferu Bi Âyatillâhi lehüm azabün şediyd* vAllahu Aziyz'un Züntikam;)

“Daha evvel, insanlara hidayet olarak ve furkân-ı da inzal buyurdu. O kimseler ki. Allah Teâlâ'nın Âyetlerini inkâr ettiler, onlar için şüphe yok ki, şiddetli bir azap vardır. Ve Allah Teâlâ azîzdir, intikam sahibidir.” Kûr’ân-ı Kerîm’in bir ismi “furkan”dır,Kûr’ân birleyicidir furkan farklılıktır, eğer böyle olmasa idi farklı âlemleri içerisinde bulmak mümkün olmazdı. Değişik mertebe-lerden bahsetmesi nedeniyle bu ismi almış oluyor ve sıfat mertebelerini anlatıyor.

“Keferu” örten ifadesinin iki yönü vardır, birincisi bile-rek örtenler diğeri bilmeyerek örtenler. Örneğin Hıristiyanlar yetiştikleri ortamın şartları gereği bu hakikatleri bilmeden örtmüşlerdir, bilerek örtenlerde ikiye ayrılmaktadır, kötülük kasdıyla örtenler ve hakikatler ayak altına düşmesin diye örtenler ki bunlara evliyaullah deniyor ve en büyük örtücü onlardır.

Cenâb-ı Hakk’ın dostları yani veli kulları kendi bünyesinde hakikati İlâhiyyeyi idrak ederek yaşıyor, fakat bunu çevresine açmayarak kendisini perdeliyor.

Âyet, bir Kûr’ân-ı Kerîm’in Sûrelerinin bölümleri olan Âyetler, yani sûret demek olan Sûrelerin izahları çünkü bir Sûrenin içerisinde genel anlamda bir ifade vardır, bir de

onun içinde Âyetler ile onların ayrıştırılması vardır, yani ince noktalara geçilmesi ve diğer yön ile Cenâb-ı Hakk’ın zatının zuhur ettiği varlıklardır.

İşte kim ki Allah’ın Âyetlerini bilerek kapatır ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaz ise onlara şiddetli azab vardır.

İntikam, zâhiri olarak dünyada zayıf durumda yaşayıp daha güçlü olanların etkisine maruz kalmış olanların karşılığı olarak Allah’ın onların haklarını diğerlerinden alması ki, hakkaniyyetin yerine gelmesi için bu şarttır, fakat bunun daha geniş mânâ da olan ifadesine bakarsak, bir varlık bir fiili işledi ise o işlediği fiilin bir sonraki aşaması ve karşılığı intikam alınmasıdır, günah sevap gözüyle bakarsak şeriat düzeyi yaşamıyla bakmış oluruz, hakikatte ise olan bir işin tabii olarak gereği olan sonraki halinin oluşmasıdır. Bütün varlıkta Allah’ın varlığı varsa zâhiri kim kimden neyin intikamını alacaktır, işte isimler arasındaki ilişkilerde bir sonraki aşamanın önceki eylemin gereği olarak oluşması intikamdır. Fiiller âleminde meydana gelen oluşumların hepsi esmâ kaynaklıdır, müspet veya menfi değerlendirmeside fiiller âlemine göre olan bir değerlendirmedir, bir üst âlemde yani esmâ mertebesinde bunun kaynağını dikkate alırsak değerlendirmeyi esmâ mertebesine göre yapmamız gerekir, işte bu mertebede isimlerin meydana getirdiği son aşamanın bir sonraki aşaması müntakim isminin zuhurudur.

Her esmânın tecelliside kendisine göre mutlaka azîzdir, hangi esmâ zuhura çıkarsa çıksın, çünkü kaynağı esmâ, esmâ âleminin kaynağı sıfat, sıfat âleminin kaynağı da zat âlemi olduğundan dolayı zat âleminin meydana getirdiği Hakikati Muhammed-î şuunatı, ve bu da Allah’ın şuunatı’dır, yukarıdan baktığımız zaman böyledir. Eğer aşağıdan bakarsak sen sensin, ben benim ve bu şekilde çekişme sürüyordur, ikisinin hukuku ne birbirine karışıyor ne de birbirini ortadan kaldırıyor, işte yapmamız gereken bu mertebeler arası bilgiyi yerinde kullanmak ki, bu İslâm’ın getirdiği bir özel bir ilgidir, bu hakikatin farkında

olunmadığından sadece ne yazık ki bu meselelere bir yönden bakılmaktadır.

Bu hususta bir şâir şöyle demiştir.

Küfrü bâtıl mutlak Hakk-ı örtmüştür, Küfrü Hakk kendini Hakk’la örtmüştür.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)