İçeriğe atla
Âl-i İmrân 74Cüz 3 · Sayfa 59

Âl-i İmrân Sûresi 74. Âyet

آل عمران

Sohbete sor

Yaḣtassu birahmetihi men yeşâ(u)(k) va(A)llâhużû-lfadli-l'azîm(i)

O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Âl-i İmrân Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(74) Yahtassu Bi rahmetiHİ men yeşâ'* vAllahü zül fadlil azîm;

“Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir.” Rahmet hakkında faydalı olur düşüncesiyle sizlere “Füsûs-ül Hikem cild 3 Süleyman fass-ı” ından sayfa 209 dan bir bölümü aktarmak istiyorum.


Mû’lûm olsun ki, rahmet, biri zâtî diğeri sıfâtî olmak üzere iki kısımdır. Ve bu rahmetten herbirisi dahi, hususiyyet ve umumiyyet i’tibariyle iki kısma ayrılır, şu halde rahmet dört asıl üzere kurulmuş olur.

Birinci asıl: “Rahmet-i âmme-i zâtiyye’dir” Yani (umumî zâtî rahmettir.) Bu rahmet zât-ı ahadiyyette gizli olan nispetler ve şuunâtın, Hakk’ın kendi zâtında kendi zâtına tecellisi sûretiyle mertebe-i ilimde sâbit olmalarıdır. Diğer bir tabirle, Hakk’ın zât-ı ahadiyyetinde sıkıntı içinde kalmış olan esmâsını nefes-i rahmânîyyesi ile tenfis-nefes edip, onlara vücûd-i ilmî verilmesi sûreti ile bu sıkıntıdan âzâd etmesidir ki, bu rahmet bütün esmâya umumîdir.

İkinci asıl: Rahmet-i hassâ-i zâtiyyedir. Yani (hususî zâtî rahmettir.) Bu rahmet, Hakk’ın ba’zı kullarına muhabbeti eserinden olan ezeli lütuf ve yardımıdır. Ve bu lütuf ve yardıma hiçbir sebeb ve vesilenin karışmasının

te’siri yoktur. Meselâ enbiyâ-i zîşan (aleyhimü’s-selâm) haklarında geçen lütuf ve yardım bu nevi’dir. Zîrâ onlardan hiçbir amel geçmediği halde a’yân-ı sâbiteleri ilm-i ilâhidenübüvvetle sâbit olmuştur.

Üçüncü asıl: “Rahmet-i âmme-i sıfâtiyye’dir.” Yani (umumî sıfatî rahmettir.) Bu rahmet eşyanın tamamını kaplamış olan umumî zâtî rahmetin hükmüdür. Zîra umumî zâtî rahmet icabıyla ilimde sâbit olan a’yân-ı sâbitenin sûretleri, bu a’yân hükmünce “a’yân-ı kevniyye bu âlemler” sûretiyle zâhir oldular.

Dördüncü asıl: Rahmet-i hassâ-i sıfâtiyyedir. Yani (hususî sıfatî rahmettir.) Bu rahmet dahi, hususî zâtî rahmetin hükmü olup süedâ-ı ezeliyyeye mahsustur. Zîrâ Hakk’ın bazı kullarının a’yân-ı sâbiteleri hakkında geçmiş olan ezeli lütuf ve yardımı bu hazret-i şehadette dahi zuhuru şüphesizdir.


Ayet-i Kerîme’de bahsedilen rahmet tahsîsi zâtî tahsistir. Aslında herbir ayn’ın rahmet tahsîsi hususîdir çünkü hiç biri diğerine benzemez, genele özel olarak yapılan tahsis sıfatî rahmet tahsîsi’dir.

Bu hususta daha geniş bilgi isteyenler yukarıda bahsedilen kitabın (Zekeriyya ve Üzeyir) faslarına bakabilirler.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)