Vemin ehli-lkitâbi men in te/menhu bikintârin yu-eddihi ileyke veminhum men in te/menhu bidînârin lâ yu-eddihi ileyke illâ mâ dumte ‘aleyhi kâ-imâ(en)(k) żâlike bi-ennehum kâlû leyse ‘aleynâ fî-l-ummiyyîne sebîlun veyekûlûne ‘ala(A)llâhi-lkeżibe vehum ya'lemûn(e)
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Âl-i İmrân Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(75) (Ve min ehlil kitabi men inte'menhü Bi kıntarin yüeddihı ileyke, ve minhüm men in te'menhü Bi dînarin lâ yüeddihı ileyke illâ ma dümte aleyhi kaimâ* zâlike Bi ennehüm kalû leyse aleynâ fîl ümmiyyiyne sebîl* ve yekulune alAllahil kezibe ve hüm ya'lemun;)
“Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.” Kitap ehli, Mûseviler ve İsevîler’dir. Bunlarda zâhirleri ve bâtınlar olmak üzere iki kısımdır. Bunların içindeki bâtınî olanlar gerçek Mûseviler ve İsevîlerdir, ve yolları Muhammediyyete doğrudur, işte onlar emânete ihanet etmezler hakk’a uyarlar ve ahidlerinde dururlar. Hakk’a uymayanlar ise zâhir olanlarıdır.