Eve lem yerav enna(A)llâhe yebsutu-rrizka limen yeşâu veyakdir(u)(c) inne fî żâlike leâyâtin likavmin yu/minûn(e)
Allah'ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır.
Rûm Sûresi
Eskiler şu beş şeyi düstur edinmişlerdir.
1-Er-rızku al'Allah; Rızkı veren Allah'tır. Başkasının önünde eğilme…
2-Tevekkeltü al'Allah; Allah'a dayan…
3-Ya Nasib; Eğer nasibse olur…
4-Ya Sabır; Vaktinden önce bahar gelmez…
5-Bu Da Geçer Ya Hû; Hersey geçicidir Bakî Allah'tır…
Görüldüğü gibi rızık Âllah-u tealanın esmâ-i ilâhiyyesinden olan Rezzak tır… Âyet sayısal değerine bakarsak 30+37= 67 dir. Âllah esması sayısal değeridir. Uluhiyet mertebesi her mertebenin, her ayn yani programın hakkını yerli yerince verendir. Maddi olduğu gibi manevi rızık vardır. Tabii önce kabiliyet ile kesbi bilgiler manevi rızıklar elde edilerek, Vehbi olan ilmi ledün ve vahyi-ilhami bilgilerin azaltılması ve arttırılması Allah c.c. tandır.