Binasri(A)llâh(i)(c) yensuru men yeşâ(u)(s) vehuve-l'azîzu-rrahîm(u)
(2-5) Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
(Bu da) Allah'ın yardımıyla (olacaktır). Allah dilediğine yardım eder, galip kılar. O çok güçlüdür, çok merhamet edicidir.
Rûm Suresi'nin 5. ayeti, Allah'ın yardımı, zafer bahşetmesi, O'nun kudreti ve rahmeti gibi temel kavramlar etrafında şekillenmektedir. Ayet, gelecekteki bir zaferi müjdeleyerek inananlara umut vermekte ve Allah'ın iradesinin mutlaklığını vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nasr (نصر), düşmana karşı yardım etmek ve desteklemek anlamına gelir. Ayetteki 'bi-nasri'l-Lâh' ifadesi, bu yardımın doğrudan Allah'tan geldiğini ve O'nun iradesiyle gerçekleştiğini belirtir. Bu, sadece maddi bir destek değil, aynı zamanda manevi bir güç ve zafer bahşetme anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nasr (نصر), birine üstün gelmesi için yardım etmek demektir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın müminlere düşmanlarına karşı zafer kazanmaları için verdiği ilahi desteği ifade eder. Bu, Rumların yenilgisinden sonraki zaferin Allah'ın yardımıyla gerçekleşeceğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Nasr kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın müminlere düşmanlarına karşı verdiği ilahi yardımı ve zaferi ifade eder. Bu ayetteki 'bi-nasri'l-Lâh', Allah'ın mutlak gücünü ve iradesini gösteren bir eylem olarak karşımıza çıkar; yani zafer, insan çabasından ziyade ilahi bir takdirin sonucudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Yensuru (ينصر), fiil olarak 'yardım eder' anlamına gelir. Ayetteki 'yensuru men yeşâ'u' ifadesi, Allah'ın yardımının ve zafer bahşetmesinin O'nun mutlak iradesine bağlı olduğunu gösterir. Bu, belirli bir kişiye veya gruba değil, Allah'ın dilediği kimseye yönelik bir yardımdır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Nasr (نصر) kökünden türeyen yensuru (ينصر), Allah'ın bir kuluna düşmanına karşı galip gelmesi için destek vermesi ve onu muzaffer kılmasıdır. Bu ayette, Allah'ın dilediği kimseye yardım etme kudretini ve bu yardımın kesinliğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Yensuru fiili, Allah'ın aktif olarak yardım etme ve zafer verme eylemini ifade eder. Ayetteki bağlamda, bu fiil, Rumların gelecekteki zaferinin Allah'ın iradesiyle gerçekleşeceğini ve bu zaferin müminler için bir sevinç kaynağı olacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azîz (عزيز), 'güçlü, yenilmez, üstün' anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun mutlak kudretini, hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve her şeye galip geldiğini ifade eder. Ayetteki 'Ve huve'l-Azîz' ifadesi, Allah'ın yardım etme ve zafer bahşetme gücünün sınırsız olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Azîz (عزيز), 'galip gelen, mağlup edilemeyen' demektir. Allah'ın Azîz olması, O'nun iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu ve hiçbir gücün O'na karşı gelemeyeceğini gösterir. Bu bağlamda, Allah'ın dilediğine yardım etme ve zafer verme kudretinin kaynağı O'nun Azîz ismidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): El-Azîz, Kur'an'da Allah'ın en önemli sıfatlarından biridir ve O'nun mutlak gücünü, yenilmezliğini ve her şeye hakimiyetini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın 'Azîz' olması, O'nun vaat ettiği zaferi gerçekleştirecek mutlak kudrete sahip olduğunu ve hiçbir engelin O'nu durduramayacağını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm (رحيم), 'çok merhametli' anlamına gelir ve Allah'ın kullarına karşı olan sürekli ve geniş kapsamlı rahmetini ifade eder. Ayetteki 'er-Rahîm' ifadesi, Allah'ın yardımının ve zafer bahşetmesinin sadece kudretinden değil, aynı zamanda kullarına olan merhametinden kaynaklandığını gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Rahîm (رحيم), Allah'ın kullarına karşı olan özel ve sürekli rahmetini ifade eder. Bu ayette, Allah'ın Azîz olmasıyla birlikte Rahîm olması, O'nun kudretini merhametle birleştirdiğini, yani zaferi hak edenlere lütuf olarak verdiğini ve bu zaferin müminler için bir rahmet olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Er-Rahîm sıfatı, Allah'ın kullarına karşı olan şefkatini ve onlara iyilik etme arzusunu vurgular. Ayetteki 'el-Azîz er-Rahîm' kombinasyonu, Allah'ın hem güçlü hem de merhametli olduğunu, dolayısıyla müminlere verdiği zaferin O'nun kudretinin bir tezahürü olduğu kadar, onlara olan lütfunun da bir göstergesi olduğunu anlatır.
Rûm Sûresi
Bu âyetin sayısal değerine de bakacak olursak;
30+5= 35 tir. 35 inde tersten gizli yazılışı 53 tür. Bu sayınında (53) ne olduğu bizlerin malumudur. Âyette de rahim esmâsı geçtiği gibi bizlere hususi rahmettir. Tabii her inanana da ilgilendiği ölçüde bu sayıdan rahmet vardır. Yeşâ (dileme) hakkında Ankebut (29/22) tefsirine bakılabilir. (Murat Derûni) Marifet mertebesinde ise bu sır “Nasır-Ensar” (انصار - نصر) “yardım – yardımcılar” kime yardım, gönüldeki Hakikat-i Muhammedi Mescidine hicret edenlere yardım, yardımcılardır… “Na-sır” okunuşta gizli “Elif” ile “Na” “Biz” olmakta Nasr sûresindeki ifadesiyle “Allah'ın yardımı ve fethi geldiği zaman.[13]” Diye, Ahadiyet mertebesi haber vermektedir. “Na” da “Zât” mertebesi ve Zât-i “sırr”ı ifade etmektedir. (Nûn) İlâhiyat Necmi-Nûru İlâhidir. Nasr sayısal değeri, Nun:50, Sad:90, Re: 200 (50+90+200= 340) tır. Bu sayı karşımızda Kamer (Hakikat-i Muhammedi- Nuru Muhammed-i) de karşımıza çıkmaktadır.
Allah’ın yardımı Nûr-u-Muhammedi- Hakikat-i Muhammediye ve gönülleri fethi sırlamakta, gizlemektedir.[14]
“Ensar” (انصار) sayısal değeri, Elif:13, Nun:50, Sad: 90, Elif: 13, Rı: 200 dür. Toplarsak (13+50+90+50+13= 266) 2+6+6= (14) Nûr-u Muhammedi ve tüm mertebeleri kapsayan yardımcılarıdır.
“Ensar” (انصار) da bir elif başta zâhiri bulunmakta ve nun ile “Elif-Nun” yani “Ene” benlik hakikatlerine işaret etmektedir. “Sad ve Rı” ortasında yani “Sır” ortasında bulunan bâtındaki elif kişinin eğitimi 12 bâtın bir zâhiri nokta ile “13” hakikatlerini kendi gönlünde bulmakta, gönül kâ’besinin fethi ile İlâhi benlik varlığını hem zâhir hem de bâtın sarıp sarmalaktadır. Ve “Nasır” a dönüşmektedir.
“Nasır” (ناصر) “Elif” açığa çıkıp “Nun” dan sonra yazılınca Yardım-“Yardımcı” ya dönüşmektir. Ve “Na” “Biz ve Sır” olmaktadadır. Ve kendisine gelip “yardım” (نصر) isteyen taliblilere yardımcı (ناصر) olmaktadır… Nun: 50, Elif: 13, Sad: 90, Rı: 200 dür. Toplarsak (50+13+90+200=353) tür. (3) Nefsi, İzafi, İlâhi benliklerdir. 53 ise “Necm” dir.
Yolumuz açısından bakacak olursak Nusret (نصرت) babamız r.a. isminin anlamı “Allah'ın yardımı.” dır. Yoldan verilen 52 numaralı şifre sayısı ile isminde bulunan “Sır” gibi yolumuzun hakikatlerini zor günlerde gönlünde sırlamış saklamış ve ehline aktararak 53 şifre sayısı ile Necdet babamıza intikal ettirip karanlığı delen Yıldız gibi bizlere ulaşmasını sağlamıştır.[15] “ İz- -T.B- ”