Eve lem yesîrû fî-l-ardi feyenzurû keyfe kâne ‘âkibetu-lleżîne min kablihim(c) kânû eşedde minhum kuvveten veeśârû-l-arda ve'amerûhâ ekśera mimmâ ‘amerûhâ vecâet-hum rusuluhum bilbeyyinât(i)(s) femâ kâna(A)llâhu liyazlimehum velâkin kânû enfusehum yazlimûn(e)
(Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Rûm Sûresi
Eğer imkan var ise seyahat etme ve yeryüzünde ne vardır, ne olmuş, dünyada olanlara bunları seyr etme müşahade ile tefekkürün birleştirilmesi ile faydalı olur.
“feyenzurû keyfe” Âyeti okuyan her kim-kimseler ise “keyfe” nasıl olduğunu adeta gözlerine sokarak, nazar etmiyor musunuz? Müşahade etmiyor muşunuz? Bakmıyor musunuz? Diyerek daha önce nice kuvvetli kavimlerin yeryüzünü imar etmişlerdi. Ama yaptıkları boşa çıktı. Ya bu dünya hayatında kaldı. Ya da onlar dünya hayatında iken tarumar oldu…
Bizlerin beden arzı genç iken kuvvetli, imar edilmiş. Var mı bana yan bakan? Der gibi bir haldedir. Ama yaşlarıımız ilerledikçe bu kuvvetimiz azalmakta ve hatta çocukluk çağına dönüp ihtiyaç sahibi de olabilmektedir. Kişinin en kıymetli sermayesi zamanıdır. Beden arzı kuvvetli iken, dimağı genç iken irfaniyet eğitimi ile ölmeden önce uyanmaz ise ilerii yaşlarında olmayacak iş değildir. Ama bu çalışmaları yapması zorlaşmakta ve nefsi emmaresinin hayali, vehimi ve şartlanmalarının yakasını bırakması zor olacaktır.
Allah c.c. kimseyi zulmetmez fakat onlar kendilerine zulmediyorlar. Nefsi emmarenin karanlığında hayali bir hayat sürdükleri için nefsi emmarenin zulmetinde içindeler. (Murat Derûni)