İçeriğe atla
Secde 14Cüz 21 · Sayfa 416

Secde Sûresi 14. Âyet

السجدة

Sohbete sor

Feżûkû bimâ nesîtum likâe yevmikum hâżâ innâ nesînâkum(s) veżûkû ‘ażâbe-lḣuldi bimâ kuntum ta'melûn(e)

(Onlara şöyle denilecek:) "O halde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedi azabı tadın."

Secde Sûresi

Ehli irfan akıl bilici, nefs ise tadıcı dır demişler. Ebedi azabı tadacak olan ise yine bizim nefsimizdir. Bu dünya hayatında iken nefsaniyeti doğrultusunda bir hayat sürdürerekten nefsinin asli kimliğinden habersizce yaşayıp bu azabı unutanların tadacağını belirtmekte.

Ayette geçen unutma ifadesini inceleyelim. Rasûlûllâh s.a.v efendimiz şöyle buyurmakta;

"İnnallâhe tecâveze lî an ümmetî el-hatae ven-nisyâne ve mestükrihû aleyh." Anlamı:

"Şüphesiz Allah, ümmetimden hatayı, unutmayı ve zorlandıkları şeylerin (sorumluluğunu) kaldırmıştır." Ozaman ayette geçen unutma ile hadisi şerifte geçen unutma arasında fark var.

İsra Suresi 15. Ayette;

مَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۜ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَمَا كُنَّا مُعَذِّب۪ينَ حَتّٰى نَبْعَثَ رَسُولًا

Meni-htedâ fe-innemâ yehtedî linefsih i vemen dalle fe-innemâ yadillu ‘aleyhâ velâ teziru vâziratun vizra uḣrâ(k) vemâ kunnâ mu’ażżibîne hattâ neb’aśe rasûlâ n “Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek değiliz.” Ozaman ayette geçen unutarak azaba uğrayacak olanlar dünya da iken kendilerine bir uyarıcının gelmesine rağmen bile isteyerek günahında ısrarcı olanların uğrayacağı azaptan bahsediyor. Bunlara dışarıdan (Enbiya ve Evliya) uyarıcılar gelmesine rağmen ve içeriden de vicdanlarının da kendilerini uyarmalarına rağmen nefsani yaşamlarında ısrarcı olmaları onlara ölümü ve ebedi yaşam yurdunu unutturmuştur.

Mücâdele Suresi 19. Ayette:

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

İstahveże ‘aleyhimu-şşeytânu fe-ensâhum żikra(A)llâh(i)(c) ulâ-ike hizbu-şşeytân(i)(c) elâ inne hizbe-şşeytâni humu-lḣâsirûn(e)

“Şeytan onları istilâ etmiş, onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbi (taraftarı)dir. İyi bilin ki şeytanın hizbi kaybedecektir.” Bu tür durumda olanlalar eğer Allah’ı hatırlayacak olsalar yaptıklarını yapamayacak ve vicdan azabı çekeceğinden Allah’ı da tadacağı azabı da unutmayı bile isteyerek seçerler. Bu unutmanın neticesi de unutulmak olacaktır.

Hadisi şerifte geçen unutma ise bilinçli bir unutma değil dir. Unutarak hata yaptığında bir müddet sonra hatırlar ve o hatasından dönen kişilerin yaptıkları hatalar dır. Buna örnek olarak ise Salat esnasında unutularak veya bir farzı geciktirmek neticesinde Secdeyi Sehiv yapılması dır. T.O.Muharrem Halil-İz.