İçeriğe atla
Secde 25Cüz 21 · Sayfa 417

Secde Sûresi 25. Âyet

السجدة

Sohbete sor

İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevme-lkiyâmeti fîmâ kânû fîhi yaḣtelifûn(e)

Şüphesiz Rabbin kıyamet günü, üzerinde ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda onlar arasında hüküm verecektir.

Secde Sûresi

Ayetin Kaynağı: Rububiyet Esma mertebesi ayeti dir.

Ayetin afaki yani şeriat mertebesinde ki yorumu ilk etapta şu şekli de anlaşılmakta;

Dünya da iken kendilerine haksızlık edilen ve burada bu haksızlığın giderilemediği, mahkemelerin veya ara bulucuların ihtilaf edilen ve edenlerin aralarında ki hükmü verememelerinden dolayı kıyamet koptuktan ve mahşer de hesap görülmesi ile oluşacak bir hali anlıyoruz. Bu da doğrudur ve ayet zahir itibariyle ele aldığımızda ileride gerçekleşecek bir hali anlatıyor gibi duruyor.

Lakin ayetlerin tek yönlü olduğunu düşünmek manaya nüfuz etmemize engel olur. Ozaman ayetin batıni olan kısmına yavaş yavaş erişmeye çalışalım.

Ayetin başında ki “İnne” bize ayetin kapsamında ki olayın hiç şüphesiz bir şekilde yani kesinlikle oluşacağını bildiriyor, ama ne zaman? Kıyamet günü. Müfessirlerin ekseriyeti bunun kişinin ızdırari ölüm sonrasında ki ve dünyanın kıyameti ile mahşerde vukuu bulacağını söylemekte.

Fakat batıni manada nefsin kıyametinin kopması ile birlikte yani kişi o vakte kadar nefsi emmaresi ile bir hayat sürer iken bir mürşidi kamilin terbiyesi altında almış olduğu irfan eğitimi ile birlikte “Ben Kimim” “Nereden Geldim” “Neredeyim, Ne Haldeyim” ve “Nereye Gidiyorum” gibi sorular ile nefsini hesaba çekmeye başlaması ve irfani bir eğitim almasıyla “Nefsine Arif olan Rabbine de Arif olur” hadisi gereğince Nefsinin Kıyametini koparmış olur.

Kıyam bilindiği ayağa kalkmak doğrulmak anlamlarına gelir ama Kıyamet kelimesi ise topyekûn bir kalkışmayı ifade eder. Burada kişi artık durağan yataylıktan yani madeni ruh ile nebati ruhun tesirinden çıkıp hayvani ruhunun nefsi emmâre boyutunda olduğunu fark etmiş ve Ruhu İnsaniye doğru urûc etmeye başlamıştır.

Nefsinin Kıyameti kopmadan evvel kişi kendi için hep ihtilaf halinde dir. Ve acabalar ile yüklüdür. Bir hadi esmasına yönelir bir mudil esmasının tesirine girer ve rüzgârın estiği gibi bayrağın sürekli yön değiştirmesi gibidir hayatı. Bu ihtilaf ancak Ruhu Hayvanini tesirinden tamamen çıkması ile İnsanlık makamına yükselmesi ile oluşacaktır. İşte ne zaman ki içteki ihtilaf kesildi ve vahdet şuuru ve anlayışı kişi de tecelli etti ondan sonrasında ayette geçen “yafsilu” hükmü faaliyete geçecektir.

yafsilu” Arapça F-S-L (Fasl) kökünden türemiştir. Bu kök, lügatte "iki şeyi birbirinden, aralarında bir boşluk veya engel kalacak şekilde tam olarak ayırmak" demektir. Vasl (birleştirme) kelimesinin zıddıdır. Sütten kesilen çocuğa Fasîl denmesi, anne ile bebek arasındaki beslenme bağının koparılmasını ifade eder.

Hayvani nefsin bağlarından ayrışan Ruhu insani ile hem dem olan salik arık yavaş yavaş kâmil insan olma haline gittikçe bu ayrışım artık hayatında da netlik kazanmaya başlar ve hadinin istikametinde yürür ve ikilik artık kalkmıştır. Ayetteki "Yefsılu" fiilinin muzâri (geniş/şimdiki zaman) kipinde kullanılması da ayrıca bu halin de an be an yaşanacak ve yaşayanlarının da olacağının bir göstergesidir diye biliriz. T.O.Muharrem Halil-İz.