Yevme tukallebu vucûhuhum fî-nnâri yekûlûne yâ leytenâ eta'na(A)llâhe veeta'nâ-rrasûlâ
Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resul'e itaat edeydik" diyecekler.
O gün yüzleri ateş içinde çevirilirken: "Ah keşke Allah'a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik!" derler.
Bu ayet, kıyamet gününde inkarcıların pişmanlığını ve azabını tasvir etmektedir. Anahtar kavramlar, yüzlerin ateşte çevrilmesi, itaat ve pişmanlık temaları etrafında yoğunlaşarak, ilahi emirlere uymamanın acı sonuçlarını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kalbin (قَلْب) bir halden başka bir hale dönmesi, bir şeyi tersine çevirmek anlamlarına gelir. Ayetteki 'yüzlerin çevrilmesi' (تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ) ifadesi, azabın şiddetiyle yüzlerin bir taraftan diğer tarafa döndürülmesini, yani sürekli bir işkence halini anlatır. Bu, sadece fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda ruhsal bir ızdırabı da simgeler.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kallabe (قلّب) fiili, bir şeyi alt üst etmek, bir halden başka bir hale geçirmek demektir. Ayetteki 'yüzlerin çevrilmesi', cehennem ateşinin yakıcılığı ve azabın şiddetiyle yüzlerin sürekli olarak bir taraftan diğer tarafa döndürülmesini mecazi olarak ifade eder. Bu, azabın kesintisiz ve dehşet verici olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Takallub (تقلّب), bir şeyin bir halden başka bir hale geçmesi, dönmesi demektir. Ayetteki 'yüzlerin ateşte çevrilmesi' (تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ), cehennemdeki azabın dehşetini ve sürekli yenilenen acıyı tasvir eder. Yüzlerin sürekli olarak ateşe maruz kalması, azabın şiddetini ve kaçınılmazlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Vech (وجه), bir şeyin ön tarafı, yönü ve insanın yüzü anlamına gelir. Yüz, insanın en belirgin ve onurlu kısmıdır. Ayette 'yüzlerin çevrilmesi' (وُجُوهُهُمْ) ifadesi, azabın en hassas ve değerli organa yöneldiğini, böylece azabın şiddetini ve aşağılayıcılığını vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Vech (وجه), bir şeyin başlangıcı, önü ve insanın yüzüdür. Yüz, kişinin kimliğini ve şahsiyetini temsil eder. Ayette yüzlerin ateşte çevrilmesi, azabın sadece bedensel değil, aynı zamanda kişinin onuruna ve benliğine yönelik olduğunu, bu durumun utanç ve aşağılanma içerdiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'vech' (yüz) kavramı, sadece fiziksel bir organ olmanın ötesinde, kişinin benliğini, varlığını ve yönelimini ifade eder. Ayette yüzlerin ateşte çevrilmesi, kişinin tüm varlığıyla azaba maruz kalmasını, kimliğinin ve onurunun zedelenmesini sembolize eder. Bu, ilahi gazabın tam bir tecellisidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), söz söylemek, ifade etmek demektir. Ayetteki 'derler' (يَقُولُونَ) ifadesi, azap anında duyulan derin pişmanlığı ve çaresizliği dile getiren feryatları aktarır. Bu sözler, geçmişteki hataların idrak edilmesi ve geri dönülmez bir durumla yüzleşmenin ifadesidir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kavl (قول), bir düşünceyi veya duyguyu sözlü olarak ifade etmektir. Ayetteki 'derler' (يَقُولُونَ) ifadesi, cehennem ehlinin azap karşısında duydukları acıyı ve keşke demelerini, yani geçmişteki yanlış seçimlerinin sonuçlarını idrak etmelerini gösterir. Bu, ilahi adaletin tecellisi karşısında acizliğin bir ifadesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tâ'at (طاعة), isteyerek ve gönüllü olarak boyun eğmek, emre uymak demektir. Ayetteki 'itaat etseydik' (أَطَعْنَا) ifadesi, geçmişte Allah'ın ve Peygamber'in emirlerine uymamanın pişmanlığını dile getirir. Bu, ilahi otoriteye karşı gelmenin sonuçlarının idrak edilmesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Tâ'at (طاعة), bir emre veya yasağa riayet etmek, boyun eğmektir. Ayetteki 'itaat etseydik' (أَطَعْنَا) ifadesi, ahiretteki azap karşısında, dünyadayken Allah'ın ve Peygamber'in hükümlerine uymanın önemini vurgular. Bu, ilahi iradeye teslimiyetin kurtuluşun anahtarı olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Tâ'at (طاعة) kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'a ve Resulü'ne karşı gösterilmesi gereken mutlak teslimiyet ve uyumu ifade eder. Ayetteki 'itaat etseydik' (أَطَعْنَا) ifadesi, bu teslimiyetin terk edilmesinin ahiretteki acı sonuçlarını, yani pişmanlık ve azabı ortaya koyar. İtaat, kurtuluşun ve huzurun temel şartıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Resul (رسول), bir mesajı iletmek üzere gönderilen kişidir. Ayetteki 'Peygamber' (ٱلرَّسُولَا) ifadesi, Hz. Muhammed'i (s.a.v.) kasteder ve onun tebliğ ettiği ilahi mesajlara uymanın gerekliliğini vurgular. Ona itaat, Allah'a itaatle eşdeğerdir ve bu itaatsizliğin pişmanlığı dile getirilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Resul' (رسول) kavramı, Allah'ın insanlara doğru yolu göstermek için gönderdiği elçiyi ifade eder. Resul'e itaat, Allah'ın emirlerine itaat anlamına gelir. Ayetteki 'Peygamber' (ٱلرَّسُولَا) ifadesi, onun tebliğ ettiği şeriatın ve ahlaki ilkelerin reddedilmesinin ahiretteki vahim sonuçlarını, yani pişmanlığı ve azabı gösterir.
Ahzâb Sûresi
Kişinin vechi aslında tüm yönüdür, nasıl ki biri ile muhatap oluruz ona döneriz, veçhimiz ile ona dönmüş oluruz. İşte sırık çevirme ile belli hayvanların her yerinin kızarıp pişmesi için ateşte çevrilir. Tabii bu da bir teşbih ahiret şartlarının aleti de haliyle değişik olabilir. Uluhiyet ve risalet bilgilerini kabul edeydik ancak temennileri olur. (Murat Derûni)