İçeriğe atla
Sebe' 6Cüz 22 · Sayfa 428

Sebe' Sûresi 6. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Veyerâ-lleżîne ûtû-l'ilme-lleżî unzile ileyke min rabbike huve-lhakka veyehdî ilâ sirâti-l'azîzi-lhamîd(i)

Kendilerine ilim verilenler, Rabbinden sana indirilen Kur'an'ın gerçek olduğunu ve onun, mutlak güç sahibi ve övgüye layık Allah'ın yoluna ilettiğini görürler.

Sebe' Sûresi

Kendilerine ilim verilenler: Mârifet ilminden kendilerine verilenler ki, bunlar ise Ârifler olmaktadır. Bunlara “ehlullah” ( Allah ehli) denir. Yakîn ehli oldukları için ilimleri aynı zamanda ilm-i ledün’dür. “Ledün ilmi”, batıni ilimler olarak tarif ediliyorsa da Allah’ın indindeki ilim demektir yani tevhid ilmi demektir. İlim genel olarak iki türlüdür, biri sûri ilimler olarak adlandırılan ve bedenimizi ilgilendiren ilimler, diğeri de manevi ilimlerde denilen ruhumuzu ilgilendiren ilimlerdir ve genelde din ile ilgili ilimler manevi ilimler olarak kabul edilmektedir. Fakat gerçek anlamda manevi ilimler ismi üstünde fiiller ile ilgili değil, mânâ ile belirtilen ilimlerdir, bunlara batıni ilim de denmektedir.

Ârif’in bilgisine, Mârifetullah ( Allah bilgisi) denir. Ârif, marifet ehli kabul edilir. Ârif, Allah’ı, Allah ile bilir ve tanır. Ancak Ârifler de marifet görüş ve bilişlerinin genişliğine göre farklı mertebelerde olabilirler. Ondan bilen, gören, konuşan kendisi değil, Allah’tır.

Böylece kendilerine ilm-i ledün verilen muhakkîk ârifler sana indirilenin ( indinden gelenin) hak olduğunu açıkça görürler. Çünkü perdelenmiş birisi kitab-ı nâtık olan Ârif-i Billâh’ı ve kelâmını bilemez. Bir şeyi bilen kimse o şeyi kendi içindeki var olan anlamıyla bilir. İlimden payı marifetten nasibi olmayan birisi bu zümreyi bilemez ve tanıyamaz kelamını da duyamaz. Çünkü onu bilmesini sağlayacak donanımdan (ledün ilminden) yoksundur. O’nu ancak o bilir. Burada “sana indirilen”, Kur’an’ın nüzülüdür. Hakikati Muhammedi’den Hazreti Muhammed mertebesine olan tenezzül ile yüklenen emaneti ilahiyye’dir. İnsan ve Kur’an ezeli kardeştir hükmünce indirilenin veya yüklenenin ne olduğunu kendilerine verilen bu ilmi ledün sayesinde bilirler.

وَيَهْدٖى اِلٰى صِرَاطِ الْعَزٖيزِ الْحَمٖيدِ

Ve yehdî ilâ sıratıl aziyzil hamiyd “ Ve yehdî” Doğru yola ilettiğini” Kendilerine yukarıda bahsedilen ilimden verilenler, Kitâb-ı Nâtık olan Kâmil insan’ın , kendilerini Allah’a ulaştıran “Hâdî” olarak hidayet yoluna ilettiğini bilirler.

“Azîz ve Hamîd “ Azîz, Mutlak galip ve üstün olan yönü ile perdelenmişleri mağlup eden, kahrıyla onları engelleyen ve ezen, kendilerine ilim bahşedilenler için ise onları vahdete erdirmekte galip olan, onlara sıfatlarıyla nimet bahşedendir. Hamîd, olarak ise kendilerine ilim verilerek övgüye layık olan mü’minlere, ( sâliklere ) her türlü lütufları bağışlayandır. ÇHU

İlmi Ledün’nü tarif ederlerken şöyle demişlerdir: “İlmi Ledün nefsin vakıa geçişi değil vakı’ın nefste taayyünüdür.” Herhangi bir hadisenin vuku bulmasından sonra biz onu anlayıp idrak ediyoruz, işte bu nefsin vak’ı’ya geçişi demektir, yani bu hadise yok iken nefsimiz o hadiseyi bilmiyor, vak’ı olduktan sonra biz ona nüfuz ediyoruz, işte bu anlayış ilmi Ledün anlayışı değildir diyor, ilmi Ledün ise vakı’anın nefste meydana gelmesidir. İşte anlatılması ve anlaşılması bu kadar zor olan bir hadisenin yaşanılması tabi ki daha zor olacaktır, belirli seviyelerde bulunan kıstaslarımızı aşmamız gerekiyor bunun için. İnsanlar nefslerinin, şartlanmaların ve zanların tesiri altındadır ve bunların sınırları içerisinden dışına çıkamıyoruz, gerektiğinde ihtiyati olarak bunların dışına çıkmamız gerekiyor. Ne kadar Hakk’a yakın bir yaşam idraki bizde oluşursa onlar ilmi Ledün anlayışındandır.

Bütün ehlullah hazeratı Ledün ilmi yoluyla şereflenmişler ve bunun için kendilerine Allah ehli denmiştir, gerçi bu hali bilsekte bilmesekte bizlerde Allah ehliyiz fakat kıymetini, hakikatini bilemediğimiz için değerlendiremiyoruz. TB


وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا هَلْ نَدُلُّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمْ اِذَا مُزِّقْتُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ اِنَّكُمْ لَفٖى خَلْقٍ جَدٖيدٍ

34/7 Ve gâlellezîne keferû hel nedullukum alâ raculiy yunebbiukum izâ muzzıgtum kulle mumezzegın innekum lefî halgın cedîd.

Diyanet Meali: