Ve-in yukeżżibûke fekad keżżebe-lleżîne min kablihim câet-hum rusuluhum bilbeyyinâti vebi-zzuburi vebilkitâbi-lmunîr(i)
(Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.
Fâtır Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nuh, Ad ve Semud kavimleri de peygamberlerini yalanlamışlardı. (22/42) Her kavmin peygamber hazeratı onların mertebelerinden delil ve kûr’ân-ı kerimin ef’âl, esmâ, sıfât bölümlerini hakikat olarak getirmişlerdi. Her peygamber, kendi ümmetine hakikatin dilini onların idrak seviyesine göre anlattı"
“Kitâbi-l munir” aydınlatıcı kitab, hakk’ın varlığını anlamak için kişinin iç âlemini aydınlatan vahyi bilgilerdir.
Yalanlama (tekzîb), sadece tarihsel bir olay değil, her devirde hakikate karşı kalplerin sertleşmesinin sembolüdür.[98] “ İz- -T-B- ” İnkârcılar, "enfüsî ayetleri" (kendi nefslerindeki ilahî işaretleri) okuyamayanlardır. Onlar, hakikati dışarıda ararken, aslında kendilerinde olanı göremeyenlerdir"[99]