İçeriğe atla
Fâtır 38Cüz 22 · Sayfa 438

Fâtır Sûresi 38. Âyet

فاطر

Sohbete sor

İnna(A)llâhe ‘âlimu ġaybi-ssemâvâti vel-ard(i)(c) innehu ‘alîmun biżâti-ssudûr(i)

Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

Fâtır Sûresi

Kendi gaybleriyle âlemdeki gaybe imân ederler; (Bakara Sûresi 2/3) Kendi şahadetleriyle âlemdeki şahadete imân ederler, eğer bizde birimsel varlık olmasa bu âlemdeki birimsel varlıklarla yaşamaya uyum gösteremeyiz, uyarlanamayız. Bizdeki bâtın, akıl, zekâ, düşünce v.b. elle tutamadığımız fakat varlığına inandığımız şeyler bizde ki gayb’tır. Biz bunu idrak eder faaliyete geçirebilir ve bu bilinçle âleme bakarsak âlemin de bir gaybı olduğunu, bir rûhaniyeti olduğunu, iç varlığı olduğunu idrak ederiz, yani bu âlemin sadece mad-deden ibaret olmadığını bunun bir hakikati, özü, gaybi ol-duğunu biliriz. Cenâb-ı Hakk Âyet-i Kerîme’de “Alimulğaybi veşşehadeti, HuverRahmânurRa-hıym” (Haşr Sûresi 59/22), yani “O gayb ve şahadet âlemlerini bilir ve O Rahmân ve Rahîmdir” diyor, demek ki bu âlemlerin içerisinde madde gözüyle tespit edemediğimiz bir gayb var ve kendimizdeki gaybten yola çıkarak o gaybi anlamamız çok daha kolay olur.[114] “ İz- -T-B- ” Âyetlerde görüldüğü gibi hem âlemin ve hemde bizlerin “gaybı” bâtın âlemi mevcuttur. Âyetin ilk bölümünde Allah c.c. gök ve yerin gaybını bilmesi aklı küll ve nefsi küll Allah (Uluhiyet) hakikatlerinden kaynaklıdır. Ve Ahadiyet-i zatiyyenin hüviyeti ve eniyyetinden tecelli etmiştir.

Buradan da âyetin ikinci bölümünde birimsel varlık olan insanın “sudur” sadır, gönlü, geçerek “İnne-hu” Hakikaten bunun “derûnunu” özünü “Hu” bilir diyerek kendi gaybı olan bâtındaki zâti ismi ile bildiğini Cenâb-ı Hakk ifade etmektedir. (Murat Derûni)