İçeriğe atla
Fâtır 40Cüz 22 · Sayfa 439

Fâtır Sûresi 40. Âyet

فاطر

Sohbete sor

Kul eraeytum şurakâekumu-lleżîne ted'ûne min dûni(A)llâhi erûnî mâżâ ḣalekû mine-l-ardi em lehum şirkun fî-ssemâvâti em âteynâhum kitâben fehum ‘alâ beyyinetin minh(u)(c) bel in ya'idu-zzâlimûne ba'duhum ba'dan illâ ġurûrâ(n)

De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır?" Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar? Hayır, zalimler birbirlerine aldatmadan başka hiçbir şey vaad etmezler.

Fâtır Sûresi

“Şuraka” ortak koştuklarınız, şirk Hakk’ın varlığında kesret çokluk görmektir. Müşrik, "kendi hevâsını ilâhlaştırarak" (Furkan 25/43) aslında kendi eserine tapar.

“Eraeytum” gördünüz mü? İfadesi çok manidardır. Ortak koşanlara sorulduğu gibi, okuyan içinde bu soru muhataplığı vardır. Ortak koşanların taptıklarını gördünüz mü? Veya nefsi emmare ile ortak koştuklarını görmekte misin? Efendimiz s.a.v. ümmetimin gizli şirkinden korkarım dediği gibi kendini yokla bakalım, bâtınında, gönlünde benden başka nelere ehemmiyet veriyorsun?

Erûnî” Bana gösterin ifadesi ile Cenâb-ı Hakk bu ortakları bana gösterin ile madem bu hayali putları gördünüz? O zaman banada gösterin ve ispat edin diyerek müşahadeli delil istemektedir.

Bunlar yerden ne halk etmişler. Bunların fikirleri vehimi olduğu için bu fikirlerin aslı yoktur ve müşahade sahasından somut bir şey meydana getiremezler.

“Gök” Âlemin göğü zatı olduğu gibi gönül göğüdür. Ahadiyet mertebesi manasal zâti teklitir. Ne bölünür, ne bir sayısı gibi tekrarı vardır. Onun için onun içine başka bir şeyin ortak, dahil olması düşünülemez. “Gönle” de hakikatte sığan Allah c.c. dir. Onun haricindekiler nefsin hevası ve hayalidir, aslı yoktur.

Nefsi emmaresinin cahili olan bu kişiler ellerinde Hakk’tan verilen vahyi ve ilhami bilgiler olmadığı halde birbirlerini aldatma sistemini yürütme ve vaad etmektedirler. (Murat Derûni)