Velkur-âni-lhakîm(i)
(2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki, sen risâlet görevi ile gönderilen peygamberlerdensin.
Allah kendi kelâmına yemin ederek Kur'ân'ın hikmetle dolu olduğunu bildirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Kur'ân, 'kara'e' (okumak, toplamak) kökünden gelir. Hem okunan hem de ayetleri bir araya toplayan anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât): Kur'ân'ın Hakîm olarak nitelenmesinin iki boyutu vardır: (1) hikmeti barındırır — içinde hikmet var, (2) muhkemdir — bozulmaz, çürütülemez, eskimez.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Burada (vav) harfi âtıf oldu, bir şey belirtti ve kasem oldu yâni önceki Âyet-i Kerîme’ ile birleşerek, Cenâb-ı Hakk (c.c.) Yâsîn ve Kûr’ân eş değerdir demek istedi Cenâb-ı Hakk (c.c.) burada (Yâ-sîn:) olarak ifâde ettiği bu insân Kûr’ân-ı nâtık yâni İnsân-ı Kâmil hükmüyle “konuşan Kûr’ân” oldu ve Kûr’ân-ı Kerîm ile kardeş oldu ve “Kûr’ân ve insân bir batında doğan ikiz kardeştir” hükmü faaliyete geçmiş oldu.
Demek ki insân Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın kendisine muazzam şeyler lütfettiği, zât-î tecellilerini verdiği Kûr’ân olarak elimizde bulunan bu mûsaf-ı şerif’in diğer bir şekilde açılımını meydana getirdiğinden Kûr’ân’da en büyük hizmeti yapan oldu. Kûr’ân’ın en büyük hizmetkârı insândır, işte İnsân-ı Kâmil esâs Kûr’ân’nın hammalıdır yâni zât-î taşıyıcısıdır. Hâfızlar Kûr’ân-ı Kerîm’in lâfzını ezberinde tutup taşırlar ancak lâfzın içinde mevcût olan nûrunu, rûhunu, feyzini bilemezler, bilmeleri için irfaniyetleri olması gerekir. İşte irfaniyeti olan kimse lâfzını tam olarak yüklenemez ancak mânâsını tümden yüklendiğinden lâfzını ezberleyerek yüklenmiş olandan daha yüksek bir halde olur. Bu nedenle mânâsını taşıyanın yükü çok daha fazladır. Ezbere olarak hepsini bilmese dahi okuduğunda bütün mânâlara nüfûz edebildiği için taşıyıcılığı çok büyüktür, uluhîyyet mertebesinin zuhura çıkmasını sağlayan mahâldir.
İşte o Kûr’ân öyle bir Kûr’ân’ki “hakîm” yâni hikmetlerle doludur. Herşeyin hakîkatini getiren, bütün gizli ve açık olanları getirendir.
“Kime hikmet verilmiş ise ona çok büyük hayır verilmiştir” (2/269) denildiği zaman aklımıza zâhiri olarak dünyâdaki hayırlar gelmektedir. Bu da hayırdır ancak esas hayır “Hakîm” isminin zuhuruyla meydana gelen hikmetlerle yapılandır ki hiç eksilmeyecek olan ebedi hayırdır, diğerleri eninde sonunda bozulur ve o anda sevabı da biter. Hikmet ise ahirete intîkâl eden en büyük vasıflardır.
إِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
(İnneke leminel murselîn.)