İçeriğe atla
Yâsîn 33Cüz 23 · Sayfa 442

Yâsîn Sûresi 33. Âyet

يس

Sohbete sor

Veâyetun lehumu-l-ardu-lmeytetu ahyeynâhâ veaḣracnâ minhâ habben feminhu ye/kulûn(e)

Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Zâhiren kışın ölü hükmünde olan yeryüzü baharda yağmurların yağması ile dirilmeye başlar ve yeni yeni hububatlar ortaya çıkarmaya başlar ve sizler onlardan yersiniz.

Bâtınen baktığımızda ise, Arz bizim kendi beden arzımızdır, işte o sizin bu beden arzınız Âyetlerimizden bir Âyet’tir, diyor Cenâb-ı Hakk (c.c.). Âyet işaret yâni bir şeye dikkât çekmek demektir ve bir diğer yön ile âyet sûre ve Kûr’ân demektir. Buna göre sizin varlığınızda Kûr’ân vardır sonucu ortaya çıkıyor. Cenâb-ı Hakk (c.c.) burada hayatı ancak kendisinin verebileceğini belirtiyor başka bir yol ile bu hayatın alınması mümkün değildir.

Ölü topraktan maksat, mertebe-i Âdemîyyetin

yeryüzüne inmemiş olduğu hâldir. Bir kişi isterse ibâdet ehli olsun fiilen abiddir fakat rûhen değildir çünkü şuuru yoktur sadece taklidi mânâda ibâdet etmektedir. Ayrıca diriltme kudretinin ortaya gelmesi içinde ölü bir varlık gereklidir.

Kûr’ân-ı Kerîm’de bahsedilen Âdemîyyet mânâsının İlâh-î cennetten yeryüzüne inmesi ile dirilme başlıyor. Âdem (a.s.) yeryüzüne inmeden önce âlemler parlak olmayan bir ayna gibiydiler, Âdem (a.s.) yeryüzüne inince bu âlemlerin cîlası yâni İlâh-î tecellileri yansıtan bir ayna oldu. Bizim beden yeryüzümüze bu Âdemîyyet mânâsı indiği anda bizlerde ayna hükmüyle faaliyete geçiyoruz aksi halde iki tarafıda paslı olan bir ayna olarak yansıtma özelliğimiz olmuyor.

İşte bâtınen bu Âdem-î mânânın insânda zuhura çıkması bizim zâti Âyetlerimizdendir, diyor Cenâb-ı Hakk (c.c.). Zâhiren olan dirilme ise ef’âl mertebesi îtibarıyla olan bir Âyet’tir.

Ve kişinin varlığındaki bu oluşumun yâni dirilmenin meydana gelmesi ancak Allah (c.c.)’ın tesiri ile mümkündür. Bunun oluşması için de “ve nefahtü” (15/29) nün faaliyete geçmesi gerekmektedir ki bunu sadece Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın zâtı yapabilir. Bu hayat dışındaki hayatlar ancak mâdensel hayat, bitkisel hayat ve hayvansal hayattır.

Bu şekilde hayat bulmuş beden toprağından taneler çıkıyor ki tane “bir şeyin aslı özü” mânâsınadır. Demek ki daha sonra bu tanelerden daha neler çıkacak. Bu bereket Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın zâti tecellisiyle olmasından dolayıdır.

Bu beden toprağından meydana gelen taneler Âdemîyyet mertebesi ile başlayan ilmi mertebelerin ifâdesidir. Üretilen bu rûhani gıdaların yenmesi de ilmi bir oluşumdur.

Âdemîyyet mertebesinin idrâk edilmesinden sonra ancak üretime başlanılıyor, bu mertebe idrâk edilmeden verilen bilgilerin, yazılan kitâpların, konferansların hepsi ölü

hükmündedir, bir yerden alınıp kopyalananlar bir başka birime aktarılıyor ve öz olarak ölü hükmündedirler. Bu şekilde yapılan oluşumlar ilk anda belki biraz hoşluk veriyor ama daha kapıdan çıkar çıkmaz geriye bir şey kalmıyor çünkü ölüden ölüye aktarılmış oluyorlar.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)