İçeriğe atla
Yâsîn 38Cüz 23 · Sayfa 442

Yâsîn Sûresi 38. Âyet

يس

Sohbete sor

Ve-şşemsu tecrî limustekarrin lehâ(c) żâlike takdîru-l'azîzi-l'alîm(i)

Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.

Yâsîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Güneş, diğer gezegenler ve yıldızlar bizden çok çok uzak mesafelerde oldukları için bize küçük gözüküyorlar ve biz onları bu gördüğümüz hal üzere değerlendirmeye çalışıyoruz ki zâten gerçek büyüklükleri üzere onları idrâk ederek değerlendirmemiz de mümkün değildir.

Bâtınen ise güneş’ten kasıt hakîkati ilâhîyye’dir. Ay’dan kasıt ise Hakîkati Muhammedîyye’dir, yıldızdan kasıt ise mü’min olan ümmet’tir.

Hakikati ilâhîyye gelince aktığı yere istikrarlı olarak akar, yeterki o aktığı yer bu hayatını istikrarlı olarak devam ettirebilsin aksi halde mahal bu istikrarlı akışı kabul edemediği için kesinti olur. Nasıl ki çok büyük ölçüde olan güneşin önüne onun yanında çok çok küçük kalan bir bulut geldiğinde bizlere görünmüyor ve kesinti oluyor, aynı durum o anda gerçekleşir.

Dervişlikte ay tutulması ve güneş tutulması misâl olarak gösterilir.

Güneş tutulması hakîkati ilâhîyyenin perdelenmesi, ay tutulması ise hakîkati Muhammedîyye’nin perdelenmesidir. Çeşitli dönemlerde bizlerin dünyâ işlerine ve nefsimize

kaymamız araya giren perde olmakta ve tutulma hükmü üzerimizde tahakkuk etmektedir. Bu nedenle o anlarda sabırla o vaktin geçmesi için çalışarak bu durumu izâle etmek gerekmektedir.

Diğer bir yönden güneş tutulmasının ne olduğuna baktığımızda ise şöyledir; hakîkati ilâhîyye arasına giren ay yâni hakîkati Muhammedîyye’nin şeriat düzeyini hakîkatiyle anlayamamış olmak, perde olmaktadır. Efendimiz (s.a.v) bütün mânâları bize en güzel şekilde anlatarak bizleri aydınlatmıştır ve nûr-u Muhammedi gönül semamızda ay gibi parlamaktadır. Ancak bizler bu anlatılan hakîkati Muhammedîyye hakîkatlerini iyi anlayamadığımızdan dolayı değerlendiremediğimizden onun yansıttığı nûr bize ulaşamıyor ve şeriat mertebesinde yaptığımız yanlış tatbikatlar bize perde olarak tevhid hakîkatinin yâni hakîkati ilâhîyye güneşinin bize ulaşmasını engelliyor.

Ay tutulmasında ise, bizim beden arzımız yâni nefsimiz nûr-u Muhammedîyye’yi görememize sebep olmaktadır.

Bizler günlük derslerimizi yerli yerinde yapar, çalışmalarımızı olabildiğince gayretimiz kadar gerekli şekilde yapar isek bizde de istikrarlı bir akış devam eder. Mutlaka hergün herşey hiç aksamadan gidecek değildir, bir gün aksatmak bu dönüşe zarar vermez fakat bu aksatmalar 3-5 gün olur ve gidiş sarsılmaya başlar ise istikrarlı akış tehlikeye girer.

Gerek insândaki faaliyetler gerek dış dünyâdaki gezegenlerin dönüşüm faaliyetleri gibi oluşumlar Azîz ve Alîm olanın onlar hakkındaki takdiri ile olmaktadır. Normal bir seyir içerisinde bunların hepsinin kendi kendine olduğunu zannederek öylesine bakıyoruz oysa burada bunun Azîz ve Alîm olan birisi tarafından yapıldığı belirtiliyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)