İçeriğe atla
Sâffât 11Cüz 23 · Sayfa 446

Sâffât Sûresi 11. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Festeftihim ehum eşeddu ḣalkan em men ḣalaknâ(c) innâ ḣalaknâhum min tînin lâzib(in)

(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

Sâffât Sûresi

“Ve ceale fîhâ revâsiye min fevkıhâ ve bâreke fîhâ ve kaddere fîhâ akvâtehâ fî erbeati eyyâm” ya‟nî “ve orada üzerinde sâbit dağlar oluşturdu ve orayı bereketli kıldı ve onların rızıklarını dört “yevm”de takdir etti” (Fussılet, 41/10) ; âyet-i kerîmesi gereğince de, bizim dünyamızın dört devrede kemâle erdiği anlaşılıyor. Bunlar da şunlardır:

1. Ateş devresi, 2. Su devresi, 3. Toprak devresi, 4. Bitkiler ve hayvanlar devresi.

1. Ateş devresi: Güneşin altıncı “çocuk” olarak doğurduğu dünya, “anne”sinden ayrıldığı vakit bir âteş küresi idi. Uzun zaman bu halde yörünge- sinde döndü. Hak Teâlâ Hazretleri bu bineğe, bineğin cinsinden bir tür mahlûk bindirdi ki bunlar cinler kavmi idi. Nitekim buyurur: “vel cânne haleknâhû min kablu min nâris semûm” ya‟nî “ve cinleride daha önce semûm ateşten halk ettik”(Hicr,15/27), “Ve halekal cânne min mâricin min nâr” ya‟nî “ve cinleri dumansız ateşten halk etti” (Rahmân, 55/15).

2. Su devresi: Dünya uzun bir zaman güneşin etrâfında, ateş küresi hâlin- de döndükten sonra, onun ateşi, yüzeyinden suya dönüşmüş ve kesîf unsurla- rı ateşten lavlar hâlinde alt tabakalarını oluşturmuştur. Çünkü fizik ilminin bakış açısından bu iki akıcı zıt ise de kimyâ ilmine göre ayn-ı unsurların bileş- keleridir. Nitekim, günümüzde, dünyamızın etrâfını çevreleyen denizler hidrojen, oksijen ve sodyumdan oluşmuştur.

Bu devreye: “Ve kâne arşuhu alel mâi” ya‟nî ”Ve O‟nun Arş‟ı su üzerinde idi” (Hûd, 11/7) âyet-i kerîmesi ile işâret buyurulur.

3. Toprak devresi: Dünyanın yüzeyinin derece derece sertleşme ve soğuma devresidir ki ilk kabuğu yarı katı, hamur gibi, yumuşak, esnek ve kokmuş karbon birleşiklerinden ibârettir ki, buna “yapışkan balçık” ve “salsâl” da denir. Fen ehlinin “protoplazma”, dedikleri şey, bu kokmuş çamurdan meydana gelir ki, bu madde canlı cisimlerin kaynağıdır. Beşer türünün bu çamurdan hálkedildiği Kur‟ân-ı Kerîm‟de haber verilir: “innâ haleknâhüm min tînın lâzib” ya‟nî “Muhakkak Biz, onları yapışkan balçıktan halk ettik” (Saffât, 37/11), “ve iz kâle rabbüke lilmelâiketi innî hâlikun beşeran min salsâlin min hamein mesnûn” ya‟nî “Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: “Muhakkak Ben, salsâl‟dan, değişip dönüşen balçıktan bir beşer halkedeceğim” (Hicr, 15/28).

4. Bitkiler ve hayvânlar devresi: Fen adamlarının beyânına göre bu kokmuş çamurdan, daha sonra ilk bitkiler meydana gelmiş ve bitkiler sürekli gelişerek, büyük ormanlar vücûda gelmiştîr. İşbu ilk canlı cisimler, ya basît hücrelerden ve ya da hücre topluluklarından meydana gelmiş olup “su yosunları” familyasından jelâtini maddeler imiş.

İkrâm sahibi tahkik ehli tarafından da tasdîk buyurulduğu üzere, yeryü- zünde insan, hayvânlardan ve bitkilerden sonra açığa çıkmıştır. Jeologlar ilk kara hayvânlarının köksüz bitkiler tarzında var olduğunu ve omurgasızların da maden, bitki ve hayvan vasıflarını birleştiren züûfiyyetler, mercanlar, sün- gerler, delikli mercanlar ile kabuksu hayvânlardan ibâret bulunduğunu ve daha sonra bunların muhtelif değişimler geçirmek sûretiyle kemâl bularak çeşitli şekillerde açığa çıkıp erkeklik ve dişiliğin meydana geldiğini beyân ederler. Hiç şek ve şüphe yoktur ki, gerek bitkiler ve gerek hayvânlar, yeryüzünün kabuğundan hálk edilmiş ve şu anda dahi halkedilmektedir.[19]

"İnsan, tîn-i lâzibden yaratılmıştır; çünkü o, Hak ile halk arasında bir berzahtır. Tîni (maddesi) ile halka, rûhu ile Hakk'a yönelir."[20]

"Sana 'hangisinin yaratılması daha zor?' diye sorduklarında de ki: 'Asıl zor olan, tîn-i lâzibdeki insanın kalbine Hakk'ın nûrunu yerleştirmektir. Biz bu çamuru, o nûru taşıyabilsin diye yapışkan kıldık."[21]

"Tîn-i lâzib, sûfînin nefsidir; onu tevhid nûruyla pişirip 'sırçaya' (kâmil insan) dönüştürürsün."[22]

"Allah, âlemi insan için, insanı da kendisi (li-nefsihî) için yarattı."[23]


بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ {الصافات/12}

(37/12) “Bel ‘acibte veyesharûn(e)”

(37/12) Hayır, sen şaştın, onlar ise alay ediyorlar.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)