Fenebeżnâhu bil'arâ-i vehuve sekîm(un)
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık.
Bu ayet, Yunus peygamberin balığın karnından çıkarılışını ve sonrasındaki durumunu tasvir etmektedir. Ayet, 'atılma', 'çıplak/boş arazi' ve 'hasta olma' kavramları üzerinden olayın fiziksel ve ruhsal boyutunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nebz' kelimesinin 'atmak, terk etmek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'fenabeznâhu' ifadesi, Allah'ın Yunus'u balığın karnından karaya atmasını, yani onu bir yere bırakmasını ifade eder. Bu, bir şeyi önemsemeden veya bir yerden uzaklaştırmak amacıyla atmak manasını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nebz'in bir şeyi hor görerek veya uzaklaştırmak amacıyla atmak olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, Yunus'un balığın karnından, zayıf ve hasta bir halde, bir nevi 'terk edilmiş' gibi karaya bırakılmasını, ancak bunun ilahi bir iradeyle gerçekleştiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nebz'in 'terk etmek' ve 'uzaklaştırmak' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fenabeznâhu' ifadesi, Yunus'un balık tarafından veya ilahi bir emirle karaya bırakılmasını, yani bulunduğu yerden çıkarılmasını mecazi olarak ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'el-arâ'' kelimesinin 'bitkisiz, ağaçsız, boş ve açık arazi' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, Yunus'un balığın karnından çıkarıldığı yerin, onu koruyacak veya barındıracak hiçbir şeyin bulunmadığı, çorak bir yer olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'arâ'' kelimesinin 'çıplaklık' ve 'açıklık' anlamlarından türediğini, dolayısıyla 'el-arâ''nın 'üzerinde hiçbir şey bulunmayan, açık ve boş arazi' olduğunu açıklar. Ayetteki bağlamda, Yunus'un zayıf ve hasta haliyle korumasız bir ortama bırakıldığını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'el-arâ''yı 'üzerinde bitki örtüsü olmayan, boş ve düz arazi' olarak tanımlar. Ayetteki 'bi'l-arâi' ifadesi, Yunus'un balığın karnından çıkarıldığı yerin, onun için herhangi bir barınak veya gölge sağlamayan, açık bir alan olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'sakîm' kelimesinin 'hasta' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 've huve sakîmun' ifadesi, Yunus'un balığın karnından çıkarıldığında fiziksel olarak çok zayıf, bitkin ve hasta bir durumda olduğunu, bu durumun onun yaşadığı zorlu deneyimin bir sonucu olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sakîm'in 'bedensel veya ruhsal rahatsızlığı olan kişi' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, Yunus'un balığın karnında geçirdiği sürenin etkisiyle hem fiziksel olarak yıpranmış hem de muhtemelen ruhsal olarak bitkin bir halde olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'hastalık' (sukm) kavramının sadece fiziksel bir durumu değil, aynı zamanda ruhsal bir zayıflığı veya bir tür 'bozukluğu' da ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki 'sakîm' kelimesi, Yunus'un balığın karnından çıktıktan sonraki durumunun hem bedensel zayıflığını hem de yaşadığı travmanın getirdiği genel bitkinliği kapsadığını düşündürür.
Sâffât Sûresi
Bu âyeti kerimede zâti âyetlerdendir.
وَأَنبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ {الصافات/146}
(37/146 “Ve enbetnâ ‘aleyhi şeceraten min yaktîni ”