İçeriğe atla
Sâffât 146Cüz 23 · Sayfa 451

Sâffât Sûresi 146. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Ve enbetnâ ‘aleyhi şeceraten min yaktîn(in)

Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

Sâffât Sûresi

Kûr’ân-ı Keriym; Kıyâmet Sûresi; ﴿١﴾ لاۤ اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَمَةِ ﴿٢﴾ وَلاۤ اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ (75/1-2) Âyetinde bu hâle işaret vardır. Meâlen:“ Kıyâmet gününe ve pişmanlık çeken nefs-e yemin ederim.“ Bakın ne kadar mühim bir mesele ki Cenab-ı Hakk nefs-i Levvame ile kıyamet gününü bir tutup ikisine birlikte yemin ediyor. Yani kıyamet günü derecesi kadar mühim Nefs-i Levvame mertebesi. Biz bunları bakar bakar söyler geçeriz, ama ne kadar değer arz ediyor. “Kıyamet gününe yemin olsun ki” ve “nefs-i Levvameye yemin olsun ki” bakın Cenab-ı Hakk eş değerde tutuyor. Neden acaba bu kadar değerli, Yunus (as) bildiğiniz gibi gemiden atladı, Gemi hareket etmeyince kaptan içinizde bir suçlu var gemi gitmiyor, normalde gitmesi lazım ken gemi gitmiyor, kürek çekiyorlar. Yahut yelkeni şişiriyorlar gemi gitmiyor, her zaman aynı şartlarda giden gemi gitmiyor, kaptan da ariflerden miş ki içinizde bir günahkar var kimse o çıksın biz araştırmayalım yolcular yolundan kalıyor, mallar yerlerine gidecek gemi gitmiyor, hemen Yunus (as) günahkar suçlu benim diye kendini denize atıyor.

Suçu neymiş, görevden uzaklaşıyor, neden kaviminden ümidini kesiyor, Allah’tan ümit kesilmez, ümitsizlğe düştü bunu anladığı için kendisinin günahkar olduğunu kabul ediyor ve suçlu olan benim diyor denize atlıyor gemiden. Gemi ondan sonra da gidiyor. İşte bildiğiniz hikaye Yunus balığı geliyor yutuyor, onu bir rivayete göre kırk gün bazılarına göre bir hafta neyse o mühim değildir, balığın karnında kalıyor, fakat balık onu hazm edemiyor, ağır geliyor, sert geliyor, sahile bir kabak yaprağının dibine çıkarmış.

Neden çünkü o her ne kadar eritememişse de üstünün derileri incelmiş, hazım esnasında mide asitleriyle, yani derileri silinmiş gibi sinekler konmaya başlıyormuş üstüne, onlarda yumurtalar bırakacak tabi hasta olacak baştanbaşa kabak yaprağının altına sokuyor ki kabak yaprakları biraz dikenli sinekler üstüne konamıyor. İşte bakın biz de hayal ve vehim yunusunun hayatını yaşadığımız sürece o balığın karnındaki gibi hapisteyiz. Levvame nefsin hali budur. Emmarede Cennetten kovulma hali vardır, dünyaya dönme, Levvamede de balığın karnında yaşıyoruz, hürriyetimiz yok elimizde. İşte oradan çıkmak zorundayız.

فَنَادَى فِى الظُّلُمَاتِ Karanlıklar içinden niyaz etti, nereden balığın karnından nida etti, لاۤ اِلَهَ اِلاۤ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ sen tek Allah’sın senden başka ilah yok ben nefsime zulum ettim dedi o işi yapmak suretiyle. Ve arkadan kıyamet gününe ve pişmanlık çeken nefse. İşte Nefs-i Levvameye geldiği zaman emmareyi geçtikten Levvameye geldiği zaman kişi nefsinin kıyameti kopmuş oluyor. Yani artık o beden üstünde o nefs-i emarenin levvamenin o beden üstünde pek tesiri kalmıyor, tesiratı kalmayınca da kıyameti kopmuş oluyor, onun için kıyamete yemin ediyor.

Burada bahsedilen dışarıdaki kıyamet değil, senin kıyametin kopuyor dikkat edin yani nefsinin kıyameti koptu ve tesiri yavaş üstünde yavaş azalıyor.[128] “ İz- -T-B- ”